COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER I

2014-04-11 10:35:00

COŞKU ve HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER (ŞİİR)

I. ŞİİR İNCELEME YÖNTEMİ:

A) ŞİİR ve ZİHNİYET:

            İnsanın gerçekleştirdiği her türlü etkinlik, döneminin:

a) Sosyal ve siyasal olaylarının,

b) Kültürünün,

c) Sanat zevkinin,

d) İnsanlar arası ilişkilerin,

e) Bilimsel ve teknik düzeyin,

f) Sürdürülen yaşama biçiminin,

g) Benimsenen eğitim anlayışının,

h) Tasarlanan gelecek kaygısının,

i) Benimsenen inanç sistemlerinin

izlerini taşır. Eserlerde dönemin ahlâk ve estetik anlayışı yanında o dönemde kullanılan dil, dil bilgisi kuralları, ses, yapı, söyleyiş gibi birçok özellik bulunur.  Bir eser, taşıdığı bu izlerle de o dönemin, sanatçısının zihniyetini (düşünüş biçimini) ortaya koyar.

     Bu nedenle bir dönemdeki sosyal, siyasi, ekonomik, askeri, dinî ve kültürel hayatın; duygu, anlayış ve zevk bütününe  zihniyet denir.

     Şu örnekleri inceleyelim:

“Ne varlığa sevinirim,

Ne yokluğa yerinirim

Aşkın ile avunurum

Bana  seni gerek seni.” (Yunus Emre)

     Yunus Emre, Tasavvuf şairidir ve bu dörtlükte tasavvuf düşüncesinin yansıması görülmektedir. Tasavvuf düşüncesine göre bu dünya gelip geçicidir ve dünyadaki varlık, yokluk önemli değildir; asıl önemli olan daim olan öbür dünyadır.

“Sunayı da deli gönül sunayı

Ben yoluna terk ederim sılayı

Armağan gönderdim telli turnayı

İner gider bir gözleri sürmeli.” (Karacaoğlan)

     Karacaoğlan’ın bu dörtlüğünde ise beşerî aşkın işlendiği görülmektedir.

“Gülelim oynayalım kâm alalım dünyadan

Mâ’-i Tesnîm içelim Çeşme-i Nev Peyda’dan

Görelim âb-ı hayat aktığın ejderhadan

Gidelim serv-i revânım yürü Sa’d-âbâde” (Nedim)

     Nedim’in şarkısından alınan dörtlükte ise gezip eğlenip dünyadan zevk almak düşüncesi dile getirilmektedir.

B) ŞİİRDE YAPI:

            Şiirde yapı, ses ve anlam kaynaşmasından oluşan birimlerin bir tema etrafında birleşmesiyle oluşur. Birimler bir düzen içinde birleştirilir.  Türk şiir tarihinde bu birimlere; dize, beyit, dörtlük, kıt’a, bent gibi adlar verilir. Serbest nazımla yazılmış şiirlerde de, şiiri meydana getiren birimlere şiir cümlesi, metin parçası denilmektedir. Şiirleri meydana getiren birimlerin oluşumu ve onların bir araya gelişini düzenleyen kurallar dönemlere ve şiir geleneklerine göre değişmektedir.

     Nazım birimi: Manzum eserlerde anlam bütünlüğü taşıyan en küçük parçaya nazım birimidenir. Nazım birimi dize, beyit, kıta, bent vb. olabilir.

     Dize (Mısra): Nazmın en küçük parçasına dize denir. Bir şiire bağlı olmayan ve tek başına anlam taşıyan dizelere mısra-ı âzâde(azade mısra); şiirde güzelliği ve anlam dolgunluğuyla göze çarpan ve adeta atasözü gibi dillerde dolaşmaya başlayan dizelere ise mısra-ı bercesteadı verilir.

     Örnekler:

      Mısra-ı âzâde örneği:

      “Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı” (Abdülhak Molla)

 Mısra-ı berceste örneği:

      “Âvazeyi bu âleme Dâvud gibi sal

       Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.” (Bâkî)

       Bu beyitin ikinci dizesi mısra-ı berceste örneğidir.

     Beyit:Anlam bütünlüğü olan, aynı ölçüyle söylenmiş iki dizelik birime beyit denir.

     Dörtlük (kıta):Anlam bütünlüğü olan, aynı ölçüyle söylenmiş dört dizelik birime dörtlük denir.

     Bent:Birbirine ölçü veya uyak gibi unsurlarla bağlanmış ikiden çok dize topluluğuna bent adı verilir.

     Nazım biçimi (şekli):

     Manzum eserlerin uyak şeması, ölçüsü, nazım birimi vb. dış özelliklerine göre adlandırılmasıdır. (Gazel, kaside, mesnevi, koşma, semaî  gibi.)

     Nazım türü:

     Manzum eserlerin işledikleri konuya göre aldıkları addır. (Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, varsağı gibi)

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATINDA KULLANILAN NAZIM ŞEKİLLERİ VE TÜRLERİ

KOŞUK: İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatında, aşk, doğa, kahramanlık gibi konuları işleyen lirik şiirlerdir. Koşuklar, daha çok sığır (Kazanılan zaferlerden sonra düzenlenen kutlama veya av törenleri) ve şölen (Eski Türklerde çeşitli nedenlerle düzenlenen ziyafetler) törenlerinde söylenmişlerdir.

SAGU:İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatında, yuğ adı verilen ölüm törenlerinde ölen kişilerin ardından söylenen şiirlerdir.

SAV: Bugünkü atasözlerinin karşılığı olan, gözlem ve deneyimlere dayanılarak söylenmiş kısa ve özlü sözlere İslâmiyet öncesi dönemde sav adı verilirdi.

DESTAN: Ulusların hayatını derinden etkileyen savaş, kahramanlık,  doğal afetler vb. olayların olağanüstü özellikler katarak anlatıldığı manzum hikâyelerdir.

HALK EDEBİYATINDA KULLANILAN NAZIM ŞEKİLLERİ VE TÜRLERİ

ANONİM HALK EDEBİYATI

MANİ:

    *Aşk, ayrılık, doğa, gurbet, kıskançlık, özlem, askerlik gibi kişisel veya sosyal konularda söylenmişlerdir.

    *Çoğunlukla 7’li hece ölçüsü kullanılır.

    *Çoğunlukla dört dizeden oluşurlar.

    *İlk iki dize anlatılmak istenen asıl maksada geçişi sağlayan hazırlık (doldurma) dizeleridir.  Asıl söylenmek istenen genellikle son iki dizede anlatılır.

    *Uyak dizilişi çoğunlukla “a a x a” şeklindedir.

    *Mâni çeşitleri:

      Düz mâni (Tam mâni): Dört dizesinde de hece sayısı eşit olan mânilere denir.

       Kesik mâni – cinaslı mâni: İlk dizesi yedi heceden daha az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan mânilerdir. Kesik dize daha çok kafiyeyi hazırlar. Kesik mânilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mâni denir.

       Ayaklı (doldurmalı) mani: Kesik manilerin birinci dizesi 7 veya 8 heceye tamamlanarak söylenenleridir.

       Yedekli (artık) mâni: Düz mânilerin sonuna aynı uyakta birkaç dize daha eklenerek söylenen mânilerdir.

       Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği mânilerdir. Soru-cevap şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

TÜRKÜ:

    *Anonim Türk Halk Edebiyatı nazım şekillerindendir. Ancak sahibi bilinen türküler de vardır (Karacaoğlan türküleri gibi).

    *Genellikle (4+3=7, 4+4=8,  6+5=11 ya da 4+4+3=11)’li hece ölçüsüyle söylenirler.

    *Bazı türkülerde dize başlarına ya da sonlarına “ah!, of!, aman aman! ... gibi ünlemler getirilir, bunlar ölçü dışında tutulabilir.

    *Çoğunlukla üçer ya da dörder dizeli bentlerden ve bentlerin sonundaki ikişer dizelik “bağlam” ya da “kavuştak” adı da verilen nakarat bölümlerinden oluşurlar.

    *Bazı türküler de mâni biçiminde dörtlüklerle kurulur.

    *Uyak dizilişi genellikle şöyledir:

         abab (aaab), cccb, dddb ....

         aaa, bb,  ccc, bb, ddd, bb, ...

    *Türküler  ezgilerine, konularına ve bentlerdeki dize sayılarına göre gruplandırılabilir:

     Ezgilerine (bestelerine) göre: bozlak, kayabaşı, türkmâni, Eğin ağzı, Urfa ağzı ...

     Konularına göre: Aşk, ayrılık, çoban-doğa türküleri,  tören-düğün türküleri, ölüm, askerlik türküleri vb.

     Bentlerdeki dize sayılarına göre:üçleme, dörtleme, beşleme …

DESTAN:

    *Halk edebiyatı nazım şekillerinin en uzunlarındandır.

    *Genellikle 11’li hece ölçüsüyle söylenir.

    *Nazım birimi dörtlüktür.

    *Özel bir ezgiyle söylenir.

    *Savaş, kahramanlık, ayaklanma, kıtlık, hastalık, doğal afetler, gülünç olaylar ... gibi konular işlenir.

    *Uyaklanışı koşmaya benzer.

AĞIT: Türk Halk edebiyatında ve günümüz edebiyatında ölenlerin arkasından söylenen şiirlere ağıt adı verilir.

NİNNİ:

    *Anonim Halk Edebiyatı ürünlerimizdendir.

    *Kökeni en eskiye dayanan ve en zengin ürünlerimiz arasında bulunan ninni örneklerine tüm dünya edebiyatında rastlanmaktadır.

    *Annelerin çocuklarını çabuk ve daha kolay uyutmak amacıyla, bir ezgiyle söyledikleri; çocuklarına olan sevgilerini, onun geleceğiyle ilgili temennilerini vb. dile getirdikleri  manzum eserlerdir.

    *“e,  e,  e,  ninni yavrum ninni” gibi kalıplaşmış sözler kullanılır.

    *Ninniler hece ölçüsüyle söylenmiştir.

BİLMECE:

     Çeşitli varlıkları belirli ip uçları vererek buldurmaya yönelik ürünlerdir. Her yaşa uygun eğlence ve hoş vakit geçirme aracı olarak söylenegelen bilmeceler şekil olarak iki grupta incelenebilir:

Manzum bilmeceler:Manzum bilmeceler ölçülü ve uyaklı olarak oluşturulurlar. Genellikle 7’li hece ölçüsü kullanılır.

    Mensur bilmeceler:Genellikle birkaç cümleden oluşurlar. Seci denilen iç uyak, aliterasyon ve asonanslarla söze ahenk katılmaya çalışılır.

TEKERLEME:

    *Ölçü, uyak, ses taklidi ve yinelemelerden yararlanılarak oluşturulan söz dizilerine tekerleme adı verilir.

     *Halk edebiyatında yaygın örnekleri görülen tekerlemelerin başlıca çeşitleri şunlardır:

     Masal tekerlemeleri: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit atar iken eski hamam içinde …”

     Oyun tekerlemeleri: “Dolapta pekmez / Yala yala bitmez / Ay-şe-cik / Cik cik cik / Fat-ma-cık / Cık cık cık / Sen bu oyundan çık”

     Tören tekerlemeleri:“Allah Allah İllallah / Hayır gelir inşallah / El göbekte diz yerde / Güreş vurulur düz yerde / Küçüğüm diye yerinme / Büyüğüm diye erinme …” (Pehlivan tekerlemesi)

     Bağımsız söz cambazlığı değerinde tekerlemeler:“Bir berber bir berbere bre berber gel beraber bir berber dükkanı açalım mı demiş.”

     Saz şairlerinin söylediği tekerlemeler (tekellüm):“Er olmaz kalbinde tutan gûmanı / İsterse dolaşsın Hind’i Yemen’i / Der Kâtibî bizi beğenmeyeni / Deli gönül beğen derim beğenmez.” (Kâtibî)

AŞIK TARZI HALK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ

KOŞMA:

    *Aşık edebiyatının en çok kullanılan nazım şekillerindendir.

    *En az üç, en çok altı dörtlükten oluşur.

    *11’li hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3  kalıplarıyla söylenir.

    *Genellikle aşk, doğa, özlem, gurbet, ayrılık, yiğitlik gibi konular işlenir.

    *Son dörtlükte şairin adı veya mahlası geçer.

    *Saz eşliğinde kendine özgü bir besteyle söylenirler.

    *Uyak dizilişi şu şekillerde olabilir:

         abab, cccb, dddb,

         abcb, dddb, eeeb

         aaab, cccb, dddb,

SEMAÎ:

     Diğer tüm özellikleri “koşma” ile aynı olan “semaî”lerin koşmadan ayrılan yönleri 8’li hece ölçüsü ve kendilerine özgü bir ezgiyle söylenmeleridir.

VARSAĞI:

     Semaînin Güney Anadolu’da “Varsak” boyları arasında özel bir besteyle okunan ve “yürü, bre, behey!” gibi ünlemlerle başlayan türüne varsağı adı verilir. Semaîden ayrılan yanı kendine özgü ezgisi ve “bre, behey” gibi ünlemler kullanılarak yiğitçe bir söyleyişe sahip olmasıdır.

DESTAN:

    *Şekil bakımından koşmaya benzer. Dörtlük esası üzerine düzenlenir ve koşmadaki gibi uyaklanır.

    *Hece ölçüsünün 8’lik ya da 11’lik kalıplarıyla söylenir.

    *Sanatçısı belli olanlarının son dörtlüğünde şairinin adı geçer.

    *Genellikle kahramanlık olayları ele alınır ancak toplumu ilgilendiren isyan, yangın, kıtlık, salgın hastalık ve doğal afetler gibi olaylarla; dalkavukluk, züğürtlük gibi garip huylar da destanlara konu olabilir.

    *Destanların kınama ve yergi çeşidine taşlama adı verilir.

AŞIK TARZI HALK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

GÜZELLEME:     Aşk, sevgi ve doğa güzellikleri karşısındaki duygulanımları işleyen koşmalara güzelleme adı verilir.

KOÇAKLAMA:Yiğitlik, savaş, kahramanlık konularını işleyen koşmalara koçaklama adı verilir.

TAŞLAMA:Herhangi bir kişiyi veya topluluğu yeren, eleştiren ya da toplumdaki sosyal bozuklukları konu edinen koşmalara taşlama adı verilir.

AĞIT:Ölen bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüleri anlatan şiirlere ağıt denir.

DİNÎ-TASAVVUFÎ HALK ŞİİRİ:

İLAHİ:

    *Nazım birimi dörtlük veya beyittir.

    *Dörtlük sayısı genellikle 3 – 7 arasında değişir.

    *Ölçü genellikle 8’li hece ölçüsü olmakla 7’li, 11’li hece ölçüsüyle ve aruz ölçüsüyle söylenmiş ilahilere de rastlanır.

    *Tasavvuf anlayışı, Allah sevgisi, Allah’a ulaşma yolunda ideal insan olma çabası, dünyanın geçiciliği gibi temalar işlenir.

*Lirik özellikte şiirlerdir.

    *Özel bir ezgi ile okunurlar.

    *İlahilerde belirli bir tarikatın savunuculuğu yapılmaz. Bu nedenle Mevlevîlerde ayin, Bektaşilikte nefes, Alevilikte deme ilahinin yerini tutan tasavvuf şiirleridir.

NEFES:Bektaşilikte ilahilerin yerini tutan şiirlerdir.

DEME: Alevilikte ilahilerin yerini tutan şiirlerdir.

NUTUK:Tarikata yeni giren dervişlere yol göstermek, onları bilgilendirmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir.

DEVRİYE:*Tasavvuf edebiyatında insanın yaradılışını ve insan ruhunun geçirdiği olgunlaşmayı işleyen şiirlere devriye adı verilir. Devriyeler daha çok didaktik karaktere sahip şiirlerdir.

ŞATHİYE: Alaycı bir dille ve çeşitli sembollerle gerçekleri üstü kapalı fakat derin bir anlam ile ifade eden şiirlere şathiye adı verilir. 

KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATINDA KULLANILAN NAZIM ŞEKİLLERİ VE TÜRLERİ

GAZEL:

KASİDE:

MESNEVİ:

MÜSTEZAT:

KIT'A:

RUBAÎ:

TUYUĞ:

MURABBA:

ŞARKI:

TERKİB-İ BENT, TERCİ-BENT:

MUHAMMES:

MÜSEDDES:

TARDİYE:

TAHMİS:

TASTİR:

TERDİ:

 

21648
0
0
Yorum Yaz