COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER II

2014-04-11 10:07:00

C) Şiirde Tema:

          Her şiirde şiirin bütününe yayılan bir duygu vardır. İşte bu duyguya tema adı verilir. “Yalnızlık, aşk, ölüm, mutluluk, vatan sevgisi, özlem” gibi.

         Tema soyut bir kavramdır. Metinde temanın belirli bir bağlamda kişi, yer, zaman ve durum bildiren dil birlikleriyle sınırlandırılıp somutlaştırılmış şekline konudenir.

         Bir şiirde yapısal unsurlar (dize, beyit, bent gibi); bir duygu, düşünce ya da hayal etrafında birleşerek şiiri oluşturur. Bu nedenle tema, şiirde birimleri birbirine bağlayan ve anlam bütünlüğü sağlayan en önemli unsurdur.

         Tema, şiirin yazıldığı dönemle ve şairiyle ilişkilidir. Ayrıca şiir dışında da bir kavram veya düşünce halinde vardır. Bu da şiirdeki temanın gerçeklikle ilişkisini gösterir. 

D) Şiir Dili:

          Edebiyatın, dolayısıyla şiirin ana malzemesi dildir.         Şiirlerde coşku ve heyecanlar, kişiye özgü duygu ve duyarlılıklar dile getirilir. Bunları dile getirebilmek için günlük yaşamda kullanılan sözcükler ve söz kalıpları çoğu zaman yeterli gelmez. Bunun için de sözcüklere yeni anlam ve değerler yüklenerek şiir dili oluşturulur. Şiir dilinin oluşmasında imgelerden, mecaz, benzetme, kinaye, istiare, kişileştirme... gibi söz sanatlarından da yararlanılır. Bu yönüyle de şiir dili günlük dilden ayrılır.

          İmge:Şiirde anlama ulaşma yolunu daha etkili ve canlı duruma getiren, anlamla başka nesneler, görüntüler arasında ilişki kuran bir algılama biçimidir. Bir bakıma bir hayaldir, resimdir, görüntüdür. İmgenin birçok tanımı yapılmıştır. TDK’nin sözlüğünde ise “zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, hayal, hülya” olarak tanımlanır. İmge yaratmada söz sanatlarından yararlanılır.

          Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şu dizelerindeki imgeyi inceleyelim.

         “Yâr yâr,

           Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar.”

          Dizelerde sevgiliye duyulan sevgi ve bağlanışın gücü, sineye saplanmış kara saplı bir bıçak görüntüsü ve bunun yarattığı etkiyle anlatılırken imgeden yararlanılmaktadır.

         Şu örneği de aynı şekilde değerlendirebiliriz.

           “Canımın çekirdeğinde diken

            Gözümün bebeğinde sitem var.”

 

SÖZ SANATLARI (EDEBÎ SANATLAR):

a) Mecaz (Değişmece): Bir sözün gerçek anlamından farklı bir anlamda kullanılması sanatına mecaz denir.

     * “Ne bu çatlayan topraktan,

         Ne de yanık gönüllerden susuzluk gitmez. (C.Külebi)

b) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması): Bir sözü benzetme amacı gütmeden iki şey arasında parça-bütün, sebep-sonuç, özel-genel, öncelik-sonralık, iç-dış gibi anlam ilgileri kurarak gerçek anlamının dışında kullanma sanatına mecaz-ı mürsel denir.

          Mecaz-ı mürselde, sözcüğün gerçek anlamıyla mecaz anlamı arasında çeşitli ilgiler vardır. Şu örnekleri inceleyelim:

Ø Sanatçı – yapıt (eser) ilişkisi: Genellikle yazar adı söylenip  yazarın yapıtları kastedilir.

               *Sait Faik’i ortaokuldayken okumuştum.

Ø Parça – bütün ilişkisi: Bir nesnenin ya tamamının söylenip bir bölümünün, ya da bir bölümünün söylenip tamamının anlatılmak istenmesidir.

              *“Gemi Mersin’e yanaştı.”

 

Ø İç – dış ilişkisi: Bir nesnenin içinin söylenip dışının ya da dışının söylenip içinin kastedilmesidir.

              *“Evet, oğlum, Hoca sevmezdi, bilirdim, Saray’ı,

                 Amma sövmezdi de hoşlanmadığından dolayı.”

                                                                         (M. Akif Ersoy)

 

Ø Yer, yön, ülke, bölge, şehir,  çağ - insan ilişkisi: Köy, kasaba, kent, ülke, yön, çağ  adı verilir orada yaşayanlar anlatılır.

               *Bu yıl Ankara su sıkıntısı çekmeyecek.

   

Ø Neden-sonuç ilişkisi:

               *Tarlalara bereket yağdı.

 

c) Kinaye (Dolaylı söz - Değinmece): Bir sözün hem gerçek, hem de mecaz anlamını düşünmek mümkünken sadece mecaz anlamının kastedilmesi sanatına kinaye denir.

               *Bulmadım dünyada gönlüme mekân,

                 Nerde bir gül bitse etrafı diken.

d) Teşbih (Benzetme): Sözü etkili kılmak için, aralarında çeşitli benzerlikler bulunan iki şeyden zayıf olanı güçlü olan gibi gösterme sanatına teşbih denir.

               Benzetmenin  benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı olmak üzere dört unsuru vardır. Bunlardan ilk ikisine temel unsurlar, diğer ikisine ise yardımcı unsurlar denir. Bu dört ögenin de içinde bulunduğu teşbihlere tam teşbih denir.

             *“İhtiyar adam, bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.”

Teşbih çeşitleri:

· Tam benzetme (Mufassal Teşbih):Teşbihin dört unsuru da bulunan benzetme.

*Dalgalardan gemimiz martı gibi oynaktır şimdi.

· Kısaltılmış benzetme (Mücmel teşbih):Benzetme yönü olmayan teşbih

 *“Ahmet aslan gibidir.”

· Pekiştirilmiş benzetme (Müekket teşbih):Benzetme edatı olmayan teşbih.

 *"Mutluluk uzunca yoldur / Vardıkça güzel görünür

785
0
0
Yorum Yaz