DESTAN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

2014-02-24 06:10:00

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

(DESTAN DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI)

I. Devrin Genel Özellikleri:

     1.  Çoğu sözlü eserler, ileriki  dönemlere kulaktan kulağa aktarılarak ulaşmıştır.

     2.  Dili, yabancı sözcük yok denecek kadar sadedir.

     3.  Genellikle millî nazım birimimiz olan dörtlük ve millî ölçümüz olan hece ölçüsü kullanılmıştır.

     4.  Şiirlerde genellikle yarım uyak görülür ve uyak düzeni  aaab, cccb, dddb... şeklindedir.

     5.  Eserler, aynı zamanda sığır, şölen, yuğ ve toy gibi çeşitli törenleri de idare eden kam, baksı, şaman  da

denilen ozanlar tarafından kopuz adı verilen saz eşliğinde söylenmiştir.

     6.  Eserlerde göçebe hayatın izleri görülür.

     7.  Genellikle kahramanlık, ölüm, aşk, doğa vb konular işlenmiştir.

     8.  Başlıca sözlü edebiyat ürünleri koşuk, sagu, sav ve destanlardır. Yazılı edebiyat ürünleri ise Orhun Yazıtları

ve Uygurlara ait çeşitli metinlerdir.

II. Eserler:

A.     Sözlü Edebiyat:

     Daha çok Türkler yazıyı kullanmaya başlamadan önce oluşmuş bir edebiyattır. Döneme ait başlıca edebiyat ürünleri sagu, koşuk, sav ve destanlardır. Bu dönem ürünleri Kaşgarlı Mahmut’un eseri Divan-ı Lügati’t Türk’le günümüze kadar gelmiştir.

   Sagu: İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatında, yuğ adı verilen ölüm törenlerinde ölen kişilerin ardından söylenen şiirlere sagu denir.

     Bu tür şiirlere halk edebiyatında ağıt, klasik edebiyatımızda ise mersiye adı verilir.

   Koşuk:İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatında, aşk, doğa, kahramanlık gibi konuları işleyen lirik şiirlerdir. Koşuklar, daha çok sığır (Kazanılan zaferlerden sonra düzenlenen kutlama veya av törenleri) ve şölen (Eski Türklerde çeşitli nedenlerle düzenlenen ziyafetler) törenlerinde söylenmişlerdir.

     “Sagu” ve “koşuk”lar  biçimsel özellikleri (nazım birimi, ölçüsü, uyak dizilişi) bakımından dönemin genel özelliklerine tamamen uymaktadır.

   Sav:

     Bugünkü atasözlerinin karşılığı olan, gözlem ve deneyimlere dayanılarak söylenmiş kısa ve özlü sözlere İslâmiyet öncesi dönemde sav adı verilirdi.

Destanlar:

     Ulusların hayatını derinden etkileyen savaş, kahramanlık,  doğal afetler vb  olayların olağanüstü özellikler katarak anlatıldığı manzum öykülere destan denir.

Destanların Oluşumu:

1. Oluş Dönemi:

     Bir destanın oluşabilmesi için halkın hayalinde derin iz bırakmış bir olay ve bu olayı yaratabileceğine inanılan kahraman veya kahramanların olması gerekir. Çekirdek olay adı verilen bu olayın yaşanmış olması destanların birinci aşamasıdır.

2. Yayılma Dönemi:

     Bu olayların halk arasında dilden dile aktarılarak yayılması ve efsaneleşmesi gerekir.

3. Toplama - Derleme Dönemi:

     Yayılan bu efsanenin büyük bir halk şairi tarafından derlenip düzenlenerek nazma çekilmesi gerekir. Türk destanlarında bu üçüncü aşama gerçekleşmemiştir.

Destan Çeşitleri:

1. Doğal Destan:

    Halk arasında dilden dile dolaşarak oluşan destanlardır..

   Türklerde “Oğuz Kağan Destanı”, İran’da Firdevsi’nin “Şehname”si, Yunanistan’da Homeros’un “İlyada ve Odysseia (İlyada ve Odissa)’sı doğal destanlardır.

2. Yapma Destan:

    Bazı şair ve yazarların kendi duygu ve düşüncelerini de katarak oluşturdukları destanlardır.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Üç Şehitler Destanı”, Yazıcıoğlu’nun (XV. Yüzyıl) “Selçukname”si, Kayıkçı Kul Mustafa’nın “Genç Osman Destanı”; Haçlı seferlerini anlatan İtalyan şair Torquarto Tasso’nun “Kurtarılmış Kudüs”ü, Milton’un “Kaybolmuş Cennet”i yapma destan örnekleridir.

Dünyanın en önemli doğal  destanları şunlardır:

1.    İlyada ve Odisseia:  (Homeros – Yunan destanı)

2.    Şehname: (Firdevsi – İran destanı)

3.    Kalevala : (Lönndrof – Fin destanı)

4.    Ramayana: (Balmiki – Hint destanı)

 5.    İgor     : ( . ........ – Rus Destanı)

 6.    Chanson ve Rolan ( ...... – Fransız Destanı)

 7.    Şinto    : (. ....... – Japon Destanı)

8.    Nibelüngen : (........ – Alman Destanı)

9.    Gılgamış : (.......... – Sümerler)

Dünyanın en eski destanı Gılgamış Destanı’dır.(M.Ö. 3000 - Sümer destanı)

Tarihi Gelişimine Göre Türk Destanları

1.   Yaratılış Destanı:

     Yaratılış efsanesinde Türkler, Moğollar ve eski Sibirya kavimleri arasında ortak bir din olarak görülen Şaman dininden önemli çizgiler taşır. Bu destanda, Tanrı Kayra Han ile uçsuz bucaksız bir sudan başka hiçbir şey yokken insanoğlunun yaratılışı efsane edilir.

2.   Saka Destanları:

                      a)  Alper Tunga Destanı:7. yy.da yaşadığı ve Türk – İran savaşlarında kahramanlıklar gösterdiği, sonunda ise İran Hükümdarı Keyhüsrev’e yenilerek öldürüldüğü bilinen Alp Er Tunga’yı anlatır.

                      b)  Şu Destanı:M.Ö. IV. yy’da yaşamış bir Türk hükümdarı olan Şu’nun yaşamı ile Makedonyalı Büyük İskender’in Türk illerine yürüyüşünü anlatan bir destandır.

3.   Hun - Oğuz Destanları:

                     a)   Oğuz Kağan Destanı: Hun Türklerini bir araya toplayarak Türk birliğini ve Hun Devletini kuran Oğuz Kağan’ı anlatır.

                     b)   Attila Destanı: Avrupa topraklarında devlet kuran Batı Hunları’na ait bir destandır. Elde fazla bilgi yoktur. Attila’nın çadırı çevresinde kahramanlık türkülerinin nasıl söylendiğine ait bir hatıradır.

4.   Göktürk Destanları:

                      a)  Bozkurt Destanı:Bu destanda Göktürklerin uğradığı felaket ve bir dişi kurttan nasıl türedikleri anlatılmaktadır.

                      b)  Ergenekon Destanı:Göktürklerin Ergenekon denilen yerde  nasıl çoğaldıkları ve oradan çıkarak düşmanlarını yenişlerini konu edinir.

                5.   Siyenpi Destanları:  İkinci asrın ortasında büyük bir ün kazanmış bir Siyenpi kahramanı olan ve adı Çin tarihlerinde Ta-şe-hoay diye geçen bir kahramanın destanıdır. Hakkında fazla bilgi yoktur.

6.   Uygur Destanları:

                      a)  Türeyiş Destanı: Uygurların bir erkek kurttan nasıl türeyerek çoğaldıklarını anlatan bir destandır.

                      b)  Mani Dininin Kabulü Destanı: Tarihle destan arası bir menkıbedir. Bu menkıbeye göre Türk Hakanı Bugu Han, yurduna maniheist dindarları çağırır ve kendi dininin kam’larıyla karşılaştırır. Münazarayı hangi taraf kazanırsa Uygular o dinden olacaklardır. Maniheist dindarlar kendi inanışlarını doyurucu bir dille anlatırlar ve Uygurlar da bu dini kabul ederler. 

                       c) Göç Destanı: Uygurların yurdundaki kutsal bir kayanın Çinliler tarafından götürüldükten sonra batıya doğru nasıl göç edip dağıldıkları anlatılır.

7.   İslamiyetten Sonraki Destanlar:

       a)  Satuk Buğra Han Destanı: (Karahanlılar dönemine ait.)

       b)   Manas Destanı:  (Kırgızlara ait.)

       c)   Cengiz-name: (Türk-Moğol destanı)

       d)  Timur ve Edige Destanı: (Türk-Moğol destanı

      e)   Seyit Battal Gazi Destanı:(Selçuklu- Osmanlı destanı)

      f)   Danişment Gazi Destanı: (Selçuklu – Osmanlı destanı)

      g)  Köroğlu Destanı:(Osmanlı destanı)

    

 

B. Yazılı Edebiyat:

      Yazılı edebiyat, yazının Türkler arasında kullanılmaya başlamasından sonra oluşan bir edebiyattır. Türkler, İslâmiyet öncesi dönemlerde Göktürk ve Uygur yazılarını kullanmışlardır. Elde bulunan ilk yazılı edebiyat ürünlerimiz Orhun Yazıtlarıdır. Ancak, Orhun Yazıtlarındaki dil ve anlatımdaki gelişmişlik, mutlaka öncesinin olduğunu düşündürmektedir.

Orhun (Göktürk) Yazıtları:

     Gerçekte birer mezar taşı olan Orhun Yazıtları, VIII. yüzyıla ait olup Türk edebiyatının ilk yazılı edebiyat ürünleridir. Göktürkler bu kitabelere ebedî taş anlamına gelen bengü taş adını vermişlerdir.

     Türk dilinin ve edebiyatının gelişimi ile Göktürklerin kültürünü ve tarihini aydınlatma bakımından büyük önem taşıyan ve Orhun nehri kıyısında bulunmuş olan bu yazıtlarda, Türklerin Çinlilerle yaptıkları mücadelelere geniş yer verilir.

     Bu yazıtlar, Yollug Tigin isimli bir Türk edibi tarafından  Göktürk alfabesiyle yazılmış olup Tonyukuk, Kültigin ve Bilge Kağan kitabelerinden meydana gelmektedir.

     İlk olarak 1893 yılında Danimarkalı Bilgin Wilhelm Thomsen (Tomsen), kitabelerde bulunan Çince ifadelerden yararlanarak yazıtları çözmüş ve dünyaya tanıtmıştır.

      Tarih, anı ve söylev türlerinin ilk örnekleri olan Orhun Yazıtlarında akıcı, içten ve güzel bir anlatım vardır. İşte bu dil ve anlatım ustalığı, bize daha öncelere ilişkin yazılı eserlerin varlığını düşündürmekte ancak elde delil olabilecek belgeler bulunmamaktadır.

a)   Tonyukuk abidesi:

          720 tarihinde Vezir Tonyukuk tarafından diktirilmiştir.

b)   Kültiğin abidesi:

         732 yılında Kültüğin’in ölümünden bir yıl sonra Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir.

c)    Bilge Kağan abidesi:

          735 yılında Bilge Kağan’ın ölümünden bir yıl sonra oğlu tarafından diktirilmiştir.

BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?

     1. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatının belli başlı sözlü ürünleri sagu, koşuk, sav ve destanlardır.

     2. Türkler sırasıyla; Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabesini kullanmışlardır.

     3. Yazılı edebiyatımızın ilk şiirleri Uygur Türkçesiyle eser vermiş olan Aprınçur Tigin’e aittir. Diğer bir deyimle Aprınçur Tigin bilinen ilk şairimizdir.

     4. Türk edebiyatının ilk yazılı metinleri 8. yy.a ait olan ve Orhun Irmağı kıyısında dikilen Göktürk Yazıtlarıdır. (Orhun Abideleri)

     5. Orhun Kitabeleri’nin yazarları Vezir Bilge Tonyukuk ve Yollug Tigin’dir.

     6. Göktürk yazıtları( Orhun Kitabeleri) İlk kez Danimarkalı bilgin Thomsen  tarafından okunmuştur.

     7. Uygur Alfabesiyle yazılan önemli iki eser  “Altun Yaruk” ve “Sekiz Yükmek” adlı eserlerdir.

67043
0
0
Yorum Yaz