DİVAN ŞİİRİ

2014-02-24 16:03:00

 DİVAN ŞİİRİ

 Divan Şiirinin Genel Özellikleri:

     1. Nazım birimi genel olarak beyittir ancak dörtlükler ve bentler de kullanılmıştır.

     2. Anlam beyitte tamamlanır. Beyitler arasında anlam ve konu birliği taşıyan şiirler oldukça azdır.

     3. Ölçü, aruz ölçüsüdür.

     4. Göz kafiyesi anlayışına bağlı kalınmış ve genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.

     5. Türkçe sözcükler aruz veznine kolay uymadığından Arapça ve Farsça sözcükler, tamlamalar çok fazla kullanılmıştır.

     6. Anlatım sanatlı ve süslüdür. Soyut konular, söz sanatlarıyla ve klişeleşmiş mazmunlarla işlenir. Amaç, aynı konuyu, aynı maz-munları kullanarak en güzel işlemektir. Örneğin; “gül” denilince, sevgilinin yanağı; “gonca” denilince dudağı anlaşılır. Kirpikler ok, kaşlar yay, dişler inci, saçlar gece, boy selvi, ağız noktadır.

     7. Arap ve İran edebiyatlarından alınan nazım şekilleri kullanılmış; Türk şairleri bunlara “şarkı” ve “tuyuğ”u eklemişlerdir. Kullanılan nazım şekilleri şunlardır:

          a) Beyitlerle Kurulanlar:Gazel, kaside, mesnevi, kıt’a, müstezat.

          b) Bentlerle Kurulanlar: Rubai, tuyuğ, murabba, şarkı, muhammes, müseddes, tardiye, tahmis, taştir,  terkib-i bent, terci-i bent.

     8. En çok kullanılan türleri münacaat (Allah’a yakarış), tevhit (Allah’ın birliği),naat (Peygambere övgü), methiye (büyüklere övgü), hicviye (yergi)vemersiye’dir.

     9. Şiirlerin (kaside ve mesneviler hariç) belli bir adı yoktur.

     10. Genellikle aydınlara hitap eder.

     11. Genellikle aşk, şarap, doğa güzellikleri, rintlik (rint: kalen-der, dünya işlerini hoş gören, aldırışsız, yaşamdan zevk almaya çalışan kimse), ölüm, din ve tasavvufla ilgili konular işlenmiştir.

     12. Divan şairi hep âşıktır, o nedenle acı çeker fakat bu dertten de kurtulmayı asla istemez. 

     13. “Sanat, sanat içindir.” görüşü egemendir.

     14. Konular gerçek yaşamdan kopuk, soyut olarak işlenmiştir.

     15. Şiirlerin sonunda şairin adı veya mahlası (takma ad) geçer.

Aruz Ölçüsü:

     Hecelerin uzunluk (kapalılık) kısalık (açıklık) yönünden denkliğine dayanan ölçüye aruz ölçüsüdenir. Arap edebiyatına özgü olan bu ölçüyü önce İranlılar, Arap edebiyatından alarak kullanmış, Türkler de İranlılardan almıştır.

     Aruz ölçüsünde hece çeşitleri:

     a) Açık (kısa) hece:Bir tek ünlüden ibaret olan veya sonu ünlüyle biten hecelere açık hece denir ve nokta  (.)  işaretiyle gösterilir. Bu hecelerin ses değeri yarım kabul edilir.

     i-ki-si de o-ku-du

     b) Kapalı (uzun) hece:Ünsüzle veya üzerinde düzeltme işareti bulunan ünlüyle biten hecelere kapalı hece denir ve çizgi () işaretiyle gösterilir. Bu hecelerin ses değeri tam kabul edilir.

     Ben bir ek-mek al-dım

     c) Medli (bir buçuk) hece:Yapısında uzun ünlü bulunup ünsüzle biten veya iki ünsüzle biten hecelere medli hece denir ve bir çizgi bir nokta ( – .) işaretiyle gösterilir. Ses değeri bir buçuk kabul edilir.  Ancak medli hece bu özelliklere sahip her hecede düşünülmez, kalıp gerektiriyorsa düşünülür.

     Örnek: “şâd, rûz, hûb, Türk, yurt ...”

     O şûh ağlar / bugün kasr-ı / Şerefâbâ / de geldikçe

     O nûşânû / ş demler hâ / tır-ı nâşâ / de geldikçe

     Me fâ î lün /  Me fâ î lün /  Me fâ î lün / Me fâ î lün

Aruz ölçüsüyle ilgili önemli özellikler:

     a) Dizenin  son hecesi daima kapalı kabul edilir ve çizgiyle (–) gösterilir.

     b) Fe i lâ tün”ler “fâ i lâ tün” , “fe i lün” ler “fâ’lün” olabilir.

     c) Aruzla yazılmış bir manzumenin ölçüsünü bulmak için  dizeyi kalıplara göre bölmeye  taktidenir.

     d) Aruz kalıplarının oluşturulmasında en çok kullanılan parçalar (cüzler) şunlardır:   mef  û  lü  (–  – ·) ,     fe  i  lâ  tün   (· · – –), fâ i lâ tün  (– · – –),  me fâ i lün  (· – · –),   me fâ î lün (· – – –),   me fâ î lü (· – – ·), müs tef i lün (– – · –), müs tef i lâ tün (– – · – ),    müf te i lün (– · · –),     mü te fâ i lün (· · – · –),     fe i lün (· · –),    fâ i lün (– · –),  fâ’lün (– –),   fe û lün (· – –)

     e) Bir şiirin ölçüsü en az iki dizeye bakarak bulunmalıdır, tek dize üzerinde ölçü bulunmaz.

     f)  Aruz ölçüsünde heceler kalıba her zaman uymayabilir. Bu durumda şu yollara başvurulur:

       İmâle (Çekme, uzatma):Kısa heceyi kalıp gereği uzun okumaya imâle denir. Bu açık heceyi kapalı hece durumuna getirmek demektir.

       Örnek:

        Beni candan usandırdı cefâdan yâr  usanmaz mı

        Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

        Me fâ î lün / me fâ î lün / me fâ î lün / me fâ î lün

       Ulama (Vasl): Ünsüzle biten bir sözcüğün son ünsüzünün ünlüyle başlayan sözcüğe bağlanarak okunmasına ulama denir.

      Örnek:

      Hür olmak eğer ister isen olma cihânın

      Zevkinde safasında gamında kederinde

      Mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün

       Zihaf (kısma): İmâlenin tersi olan zihaf, ölçü gereği uzun hecenin kısa okunması demektir. Yani kapalı hece, açık hece durumuna getirilir.

     Örnek:

     Merhabâ ey / âsî ümmet / melceî

     Merhabâ ey / çâresizler /  eşfeî

     Fâ i lâ tün  /  Fâ i lâ tün / fâ i lün

Divan Edebiyatındaki Başlıca Akımlar:

TÜRKÎ-İ BASİT (MAHALLİLEŞME) AKIMI:

· 15. yüzyılda Divan Şairi Necati tarafından başlatılmıştır.

· Yerel konular, yerel çevre, günlük yaşayış şiire girmiş; halk zevkine yaklaşılmıştır.

· Soyuttan çok somut güzeller ve güzellikler işlenmiştir.

· Şiirlerde günlük konuşma dili, deyim ve atasözleri kullanılmıştır.

· Nedim ile doruk noktasına ulaşmış olan bu akımın önemli temsilcileri arasında Necati, Baki, Nedim, Şeyhülislam Yahya, Enderunlu Vasıf sayılabilir.

Divan Şiiri Nazım Şekilleri ve Özellikleri:

Gazel:

     a) Klasik Türk Edebiyatı nazım şekillerindendir. Edebiyatımıza İran Edebiyatından geçmiştir.

     b) Aruz ölçüsüyle ve beyitlerle yazılırlar ve beyit sayısı 5 ile 15 arasında değişir.

     c) Uyak dizilişi aa, ba, ca, da, ea... şeklindedir.

     d) Genellikle aşk, şarap, eğlence, kadın güzelliği gibi konular işlenir; ancak Tasavvufî, felsefî, öğretici konularda yazılmış gazeller de vardır.

     e) Lirik şiir özelliği gösteren şiirlerdir.

     f) Gazellerin birinci beytine matla,ikinci beytine hüsn-ü matla, son beytine makta,sondan bir önceki beyite hüsn - makta en güzel beytine ise beytü’l gazel (şah beyit)adı verilir.

     g) Bütün beyitlerinde aynı konu işlenen gazellere yek-ahenk,her beyti aynı güzellikte, aynı güçte, aynı değerde olan gazellere yek-âvazgazel adı verilir.

     h) Gazellerin son beytinde şairin adı veya mahlası geçer.

     i) Gazellere ayrıca isim konulmaz, gazeller redifleriyle anılırlar.

     j) Gazeller biçim bakımından ikiye ayrılır: Dize ortalarında uyak bulunmayan gazellere düz gazel,dize ortalarında o beytin birinci dizesinin son sözcüğüne uygun uyak bulunan gazellere musammat gazeladı verilir.

     k) Sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı beşin altında bulunan gazellere natamam gazel, beyit sayısı 15’ten daha fazla olan gazellere ise müyezzel ya da mutavvel gazel denir.

     l) Gazelleri besteleyerek okuyanlara gazelhan, gazel yazan usta şairlere ise gazelsera adı verilir.

     m) Gazeller konularına göre çeşitli adlar alır:

          *Aşıkane (Garami - lirik) gazel:Aşkın verdiği mutluluğu, sıkıntıyı, sevgiliden yakınmayı, sevgiliye karşı yakarışları, içli ve duygulu bir şekilde anlatan gazellerdir. En önemli temsilcisi Fuzuli’dir.

           *Rindane gazel:Genellikle içki, eğlence ve hayattan zevk almayı konu edinen gazellerdir. En önemli temsilcisi Baki’dir.

          *Şuhane gazel:Kadını ve aşk zevklerini konu alan gazellerdir. En önemli temsilcisi Nedim'dir.

          *Hikemi (hakimane) gazel:Ahlakla ilgili öğütler veren, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazellerdir. En önemli temsilcileri Nâbî ve Koca Ragıp Paşa’dır.

Kaside:

    1.   Divan Edebiyatı nazım şekillerindendir. Arap edebiyatından İran edebiyatına, İran’dan da Türk edebiyatına geçmiştir.

    2.   Genel olarak bir övgü şiiridir.

    3.   Nazım birimi beyittir ve beyit sayısı 33 ile 99 arasında değişir. Ancak farklı sayıda beyitten oluşan kasideler de vardır.

    4.   Uyaklanışı gazel gibidir. (aa, ba, ca, da, ea ....)

    5.   Ölçü aruz ölçüsüdür.

    6.   Kasidelerin birinci beytine matla, son beytine makta, en güzel beytine beyt-ül kasid, şairin adının geçtiği beyte taç beyitadı verilir.

    7.   Tam bir kaside şu bölümlerden oluşur:

         a)Nesib (teşbib):Kasidelerin ilk bölümüdür. Genellikle 15-20 beyitten oluşan bu bölümde bir varlık veya olay betimlenir. (Bayram, güzel, yaz, kış, çöl vb betimi,)

        b)Girizgâh:Bir ya da iki beyitten oluşur ve methiye bölümüne geçişi sağlar.

        c)  Methiye:Kaside kimin için yazılmış ise, onun övgüsü yapılır ve kasidelerin en uzun bölümüdür.

        d)Tegazzül:Aşk ve şarap duygularının dile getirildiği bölümdür. Her kasidede olmayabilir, genellikle methiyeden sonra gelmekle birlikte yeri değişebilir.

        e)  Fahriye:Şairin kendini övdüğü bölümdür. Şairin adının geçtiği taç beyit genellikle bu bölümde bulunur.

        f)  Dua:Şairin; övdüğü şahıs, kendisi ve ülkesi için dua ettiği bölümdür. Kasidelerin son bölümüdür.

    8.   Kasideler konularına göre şöyle adlandırılır:

        a)Tevhid:Allah’ın varlığı ve birliğini anlatan kasideler.

        b)Münacât:Allah’a yalvarma yakarma anlatan kasideler.

        c)  Naat:Hz. Peygamberi öven kasideler.

        d)Methiye:Devlet büyüklerini öven kasideler.

        e)  Mersiye:Ölünün arkasından yazılan kasideler.

        f)  Hicviye:Birini eleştirmek için yazılan kasideler.

    9.   Kasideler iki şekilde isimlendirilir:

        a)Nesib bölümünde ne betimlenmişse onun ismiyle anılarlar: Iydiye (Bayram kasidesi), bahariye (Bahar kasidesi), şehrengiz (Nesib bölümünde bir şehri anlatın kasideler.), şitaiye (Nesib bölümünde kış mevsimini anlatan kasideler), rahşiye (At için yazılan kaside), cülusiye (Tahta çıkan padişah için yazılan kaside) ... gibi

        b)Uyak harfine veya redifine göre adlandırılırlar: Kasidenin uyak harfi “n” ise “Kaside-i nuniye” , redif olan sözcüğüne göre ise “Gül Kasidesi”, “Su Kasidesi”, “Kerem Kasidesi” gibi.

Rubaî:

    a) Edebiyatımıza İran edebiyatından geçmiş bir nazım şeklidir.

    b)  Uyak dizilişi bakımından gazellerin ilk iki beytini andırır (aaxa); ancak beyit şeklinde değil, sadece bir dörtlük şeklinde yazılırlar.

    c) Bütün dizeleri uyaklı olan rubaîler de vardır. Bunlara musarra rubaî veyaterane denir.

    d)  Rubaînin diğer nazım şekillerinden farkı, kendisine özgü aruz kalıplarıyla yazılmasıdır.

    e)  Rubaîlerin konusunu aşk, şarap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı, tasavvuf, ölüm ve hayatın anlamıyla ilgili kısa ve özlü (felsefî, tasavvufî) düşünceler, nükteli söyleyişler oluşturur.

    f) Rubailerde ilk iki dize fikrin hazırlayıcısıdır, asıl söylenmek istenen düşünce son iki dizede ortaya çıkar.

    g) Ömer Hayam, Mevlâna Celâleddin-i Rumî, büyük rubaî şairleridir. Ancak Nabî, Azmizâde Hâletî başta olmak üzere birçok şairin az ya da çok rubaî yazdığı görülür.

Örnek:

En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
İyilik seven kötülük edemez zaten.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
Düşmanınsa dostun olur, iyilik edersen. (Ömer Hayyam)

Şarkı:

     a) Klasik Türk Edebiyatı nazım şekillerinden olan şarkı, Halk edebiyatındaki koşma ve türkü etkisiyle ortaya çıkmış millî bir nazım şeklidir.

     b) Edebiyatımızda 17. yüzyıldan sonra görülmeye başlar.

     c) Daha çok aşk, günlük maceralar, şuh edalar, ayrılık, içki ve eğlence gibi konular  işlenir.

     d) Genellikle dörder dizelik bentler şeklinde yazılır ve dörtlük sayısı 3 – 5 arasında değişir.

     e) Dörtlüklerin her dörtlükte tekrar edilen dördüncü  dizelerine nakarat, en güçlü olması gereken üçüncü dizelerine ise miyân adı verilir.

     f) Uyak dizilişi şu şekillerde olabilir:

            * abab,    cccb,      dddb ...

            * aaaa,     bbba,      ccca ...

     g) Şarkılar bestelenmek için yazılır.

     h) Geniş halk kitlelerine hitap ettiğinden dili genelde sadedir ve halk söyleyişlerine bolca yer verilir.

     i) Şarkı nazım şekli özellikle XVIII. yüzyılda Nedim ile önem kazanmış ve en güzel örneklerini de Nedim vermiştir. En çok şarkıyı ise Enderunlu Vasıf yazmıştır. Yahya Kemal Beyatlı’nın da pek çok şarkısı vardır.

Murabba:

     a) Bent adı verilen dörder dizelik en az 3, en çok 7 bölümden oluşur.

     b) Çoğunlukla felsefi düşüncelerin, aşk duygularının anlatımında kullanılmakla her konuda yazılabilir..

     c) Uyak düzeni genellikle “aaaa – bbba – ccca” şeklindedir.

     d) Dördüncü dizeler bazen nakarat özelliği gösterir. Bu tür murabbalara “murabba-ı mütekerrir”, normal düzendekilere ise murabba-ı müzdeviç adı verilir.

Muhammes:

     a) Her bendi beş dizeden kurulan bir nazım şeklidir.

     b) Her konuda yazılabilir.

     c) Uyak düzeni aaaaa – bbbba – cccca şeklindedir. Her bendin son dizeleri bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklanırsa Tardiye adı verilir.

Terkib-i Bend – Terci-i Bend:

     a) Klâsik Türk Edebiyatı nazım şekillerindendir.

     b) Genellikle 5 –15 bentten oluşur. Her bentte 5-10 beyit bulunur.

     c) Her bendin sonunda bentleri birbirine bağlayan bağımsız uyaklı beyitler bulunur; bunlara vasıta beyti adı verilir.

     d) Vasıta beyitler birbirinden farklı olursa terkib-i bend, aynen tekrarlanırsa terci-i bend denir.

     e) Uyak düzeni ya gazele benzer ya da bent içinde bütün dizeler birbiriyle uyaklıdır.

     f) Terkib-i bentlerde her bölümde ele alınan konular değişik olabilir; terci-i bentlerde her bölümde aynı konunun işlenmesi şarttır.

     g) Terkib-i bentlerde sosyal konular, dinî, ahlâkî öğütler veya ölüm, yas vb. temalar;  terci-i bentlerde ise dinî, tasavvufî, felsefî konular işlenir.

DİVAN ŞAİRLERİNDEN BAZILARI

BÂKÎ (1526-1600):

· Divan şiirinin tüm kurallarını, söz sanatlarını ustaca uygulayan önemli temsilcilerinden biridir. Bu nedenle kendisine Kanuni döneminde Sultan-üş-şuara (Şairlerin sultanı) unvanı verilmiştir.

· Asıl adı Mahmut Abdülbaki olan şair, medrese eğitimi almış, müderrislik, kadılık, kazaskerlik görevlerinde bulunmuş; çok istediği halde şeyhülislam olamamıştır.

· Genellikle aşk, tabiat ve rintlik gibi din dışı konularda yazmış ve dünya zevklerini terennüm etmiştir.

· Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaları sıkça kullanması yanında Türkçenin inceliklerine de egemen olduğunu gösteren bir dili vardır.

· Şiirlerinde mükemmel bir ses uyumu görülür.

· Daha çok gazel ustası olarak bilinen Bâkî, kasideleriyle de ünlüdür.

· Arapçadan çevirdiği tarihi ve dini içerikli mensur eserleriyle [Fezailü’l Cihad (Cihadın Faziletleri), Fezail-i Mekke (Mekke’nin Faziletleri), Me’âlim ül Yâkîn] tek bir Divan’ı (Bakî Divanı) vardır. Divan’ındaki “Terkib-i bent” tarzında yazılmış olan “Kanuni Mersiyesi” onun en güzel şiirlerindendir.

FUZÛLÎ ( ? – 1556):

· Asıl adı Mehmet olan Fuzûlî; Azerbaycan, Doğu Anadolu, İran ve Irak-Kerkük bölgelerinde gelişen Azeri-Türk edebiyatının bilinen en büyük lirik şairidir.

· Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır.

· Divan şiirinin ortak malzemesini, mazmunlarını, sanatlarını, biçim ve anlatım araçlarını tamamıyla kendisine özgü bir tarzda işlemiştir.

· Şiirlerinde daha çok platonik bir aşkı işleyen Fuzûlî, genellikle beşeri aşkla ilâhi aşkı iç içe vermeye çalışmıştır. O, aşk acılarından memnundur. Çünkü, aşk acılarının insanı olgunlaştıracağına inanır.

· En çok gazel, kaside ve mesnevi türlerindeki eserleriyle tanınır.

     Başlıca eserleri:Türkçe, Arapça, Farsça divanları dışındaki eserleri şunlardır:

     Leylâ vü Mecnun:Türk edebiyatının güzel mesnevilerinden biridir. 3096 beyitten oluşur. Mecnun’un Leyla’ya duyduğu beşeri aşkın ilahi aşka dönüşü anlatılır.

     Şikâyetname:Nişancı Celalzade Mustafa Paşa’ya mektup şeklinde yazılmış mensur bir eserdir. Eserde iki yüzlü, çıkarcı, yiyici memur ve kâtipleri hicvetmektedir.

     Beng ü Bade (Esrar ve Şarap): Esrar ile şarabı karşılaştıran, II. Bayezit (Beng) ile Şah İsmail’i (Bade) anlattığı sanılan alegorik bir mesnevidir. Eser, Beng ile Bade’nin karşılıklı söz savaşı üzerine kurulmuştur ve sonunda Bade’nin savaşı kazanmasıyla biter.

     Hadikat-üs Süeda (Saadete Ermişlerin Bahçesi): Kerbela olayını anlatan mensur, yer yer manzum bir eser.

     Enis’ül kalb(Gönül Dostu): 134 beyitlik kaside.

     Rind ü Zahit: Farsça yazılmış; bir baba ile oğlu arasında geçen konuşma ve tartışmalardan oluşan, küçük, mensur bir eser.

     Sıhhat ü Maraz (Sağlık ve Hastalık):Farsça yazılmış mensur bir eser.

     Sohbet-ül Esmar(Meyvelerin Sohbeti): 200 beyitlik manzum eser.

     Hadis-i Erbain Tercümesi(Kırk Hadis Çevirisi): İran Şairi Câmî’den Türkçeye çevirdiği bir eserdir.

     Risale-i Mevlânâyı Fuzulî(Fuzuli’nin Mevlana Risalesi): Konya’daMevlana Müzesi’nde bulunmaktadır.

     Çağatayca-Farsça Manzum Lugat:

AZMİZÂDE HÂLETÎ:

· Asıl adı Mustafa olan Hâletî, XVII. yüzyıl şairlerindendir. Hakkında ayrıntılı bilgi yoktur.

· Müderrislik, kadılık gibi çeşitli görevlerde bulunmuş âlim bir şairdir.

· Kaside ve gazel tarzında şiirler de yazmıştır; ama özellikle “rubâî”leriyle tanınır.

· Eserleri: Bir Divan’ı, bir  Sâkînâme’si, bir de Münşeat’ı vardır; ancak bunların hiçbiri matbu değildir.

NEF’Î (1572-1635):

· Asıl adı Ömer olan Nef’i, XVII. yüzyıl Divan şairlerindendir.

· Edebiyatımızın en ünlü övgü ve yergi şairidir, kasideleriyle ünlüdür.

· IV. Murat tarafından korunmasına rağmen Vezir Bayram Paşa’yı hicvettiği için öldürülmüştür.

· Çoğunlukla din dışı konularda eser vermiştir.

· Divan şiiri tekniğine oldukça hakim bir şairdir.

· Anlatımı abartılı, sanatlı ve süslüdür. Gazellerinde kasidelerine göre daha sade bir dil kullanmıştır.

· Başlıca eserleri şunlardır:

Türkçe Divan:

Farsça Divan:

Siham-ı Kaza(Kaza Okları): Hicivlerini topladığı, oldukçaünlü bir eseridir.

Terceme-i Hadis-i Erbain(Kırk Hadis Çevirisi):

KADI BURHANETTİN (1344-1398):

· XIV. yüzyıl Divan şairlerinden ve bilginlerindendir.

· Kadılık, Kayseri’de hükümet kuran Eratnaoğulları’nda vezirlik yapan Kadı Burhanettin, sonra Eratnaoğulları’nı tanımayarak Sivas’ta tahta çıkıp bağımsızlığını ilan ederek hükümdarlık yapmıştır. Kendisine karşı ayaklanan Akkoyunlular tarafından öldürülmüştür.

· Genellikle aşk, yiğitlik, tasavvuf temalarında şiirler yazan şair, şiirlerindeki yiğitçe eda ile diğer Divan şairlerinden ayrılır.

· Genellikle aruzu kullanmakla hece ölçüsüyle de şiirler yazmıştır.

· Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır; ancak Doğu Anadolu ağız özellikleri de görülür.

· “Tuyuğ”un kurucusu sayılır.

· Şiirlerinde genellikle isim veya mahlas kullanmamıştır.

· Başlıca eserleri şunlardır:

        Divan:İçinde 1500 gazel, 119 tuyuğ, 20 rubai bulunmaktadır.

         Ayrıca, Arapça ve Farsça şiirleri, fıkıh ilmi üzerine yazılmış Arapça eserleri de bulunmaktadır.

NEDÎM ( 1680 – 1730):

· Divan şairlerinin en ünlülerinden olan Nedim, İstanbul’da doğmuştur, asıl adı Ahmet’tir. 1730’da Patrona Halil isyanında ölmüştür.

· Medrese öğrenimi görmüş, İstanbul’un belli başlı medreselerinde  müderrislik, Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlık döneminde kadılık yapmıştır.

· Lâle Devri olarak adlandırılan III. Ahmet’in sadrazamı Damat İbrahim Paşa devreni (1718-1730) dile getiren zevk, safa, aşk, şarap konularını işlediği gazel ve şarkılarıyla üne kavuşmuş; maddi aşkı şen, şakrak bir edayla dile getirmiştir.

· Şarkı türünün ustası kabul edilir.

· Şiirlerinde canlı, akıcı bir İstanbul Türkçesi kullanmıştır. Dili diğer Divan şairlerinden daha sadedir.

· Mahallileşme (Yerlileşme) hareketinin öncülerindendir.

· Divan şiirinde mazmunlar arkasına gizlenmiş soyut sevgililer görülürken onun şiirlerinde sevgililer somuttur, gerçekliğe dayanır.

· Başlıca eserleri şunlardır:

        Divan: Divan’ında gazel, şarkı, kaside, rubai türündeki şiirleri  yanında bir tane de hece ölçüsüyle yazılmış türkü (koşma)  bulunmaktadır.

         Şehit Ali Paşa’ya İstida:Şehit Ali Paşa’ya (Silahdar Damat Ali Paşa) hitaben, medreseye tayini için yazdığı mensur bir dilekçedir.

         Nigarnâme:İzzet Ali Paşa’nın tezkiresine şaka yollu yazılan  yanıttır.

AHMET PAŞA (? - 1497):

·   Fatih Sultan Mehmet’in öğretmenidir. Kazaskerlik, vezirlik yapmış; bir ara gözden düşmüş, zindana atılmış, yazdığı “Kerem” redifli kasideyle kurtulmuştur.

·   Genellikle günlük sorunları ve aşk temasını işlemiş; tasavvufa fazla yer vermemiştir.

·   Şiirlerinde sağlam bir dize yapısı görülür ve dili, mecazları kullanımında da oldukça ustadır.

·   Aruz ölçüsünü Türkçeye uygulamakta usta bir şairdir.

·   Özellikle gazel, kaside ve murabbalarıyla ünlüdür.

·   Nazireciğin kurucusu sayılır.

BAĞDATLI RÛHÎ (? – 1605):

·   Bağdat’ta doğmuşsa da asıl olarak Anadolulu bir asker çocuğudur. Asıl adı Osman’dır.

·   Divan edebiyatının toplumcu şairlerindendir.

·   Daha çok toplumun sorunlu ve eksik yanları, yanlış din anlayışı gibi konularda eleştirel bir tarzda yazmıştır.

·   Çok gezmiş, Mevlevihanelere girmiş, rint, açık sözlü biridir.

·   Terkib-i Bent türünün ustalarından sayılmaktadır.

·   “Terkib-i Bent” ve “Divan”ı vardır.

·   Onun “Terkib-i Bend”ine Şeyh Galip, Ziya Paşa gibi önemli isimler nazireler yazmıştır.

·   Eleştirel tarzı ve yalın üslubu ile tanınmaktadır.

·   En çok etkilendiği şair Fuzuli’dir.


BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?

     1. Divan edebiyatçılarının dili; Arapça, Farsça ve Türkçenin karışımından doğan Osmanlıcadır. Şiirlerde ölçü olarak da “aruz ölçüsü” kullanılmıştır.

     2. Hoca Dehhani, Divan şiirinin  ilk şairidir.

     3. Sinan Paşa’nın “Tazarruname’si” süslü nesrin en önemlisidir.

     4. Hikemi (Didaktik) ŞiirAkımının edebiyatımızdaki öncüsü ve en güçlü temsilcisi Nabi’dir. Bu nedenle bu akım, “Nabi ekolü” olarak da bilinir.

     5. Mahallileşme akımı, halk söyleyişi ile divan tarzı söyleyişinin birleşiminden doğmuştur. Bu akımın en etkili örnekleri  18.yüzyılda Nedim’le verilmiştir.

     6. Sebk-i Hindi, duyguları ağır, sanatlı ve sembollerle anlatmayı temel alan ve divan edebiyatında kabul gören bir anlayıştır.

     7. Mevlanamanzum ve mensur eserlerini Farsça yazmıştır. Onun Arapça gazelleri de vardır.

     8. Çarhname,Dini-ahlaki öğütlerin verildiği didaktik bir manzumedir. (Ahmed Fakih)

     9. Aşık Paşa, en önemli eseri olan “Garipname”de Türkçeye önem verilmesi gerektiğini belirtmiş, eserini bilinçli olarak Türkçe yazmıştır.

     10. Ahmedi’nin  İskendername ve Cemşid’ü Hurşit olmak üzere iki önemli eseri vardır.

     11. Kadı Burhanettin, kadılık, vezirlik hükümdarlık yapmış; alim ve şair bir devlet adamıdır. O, Divan edebiyatında Türk nazım şekillerinden olan “tuyuğ”un başarılı örneklerini vermiştir.

     12. Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserleretezkireadı verilir.

     13. Ali Şir Nevai, Muhakemet’ ül Lügateynadlı eserinde Türkçe ile Farsçayı karşılaştırarak, Türkçenin Farsçadan daha üstün olduğunu savunmuştur. Mecalisün Nefais adlı eseri ise Türk edebiyatında varlığı bilinen ilk şairler tezkiresidir.

     14. Şeyhi’nin (15. yy.) Harname adlı eseri mesnevi nazım şekliyle yazılmış olup Divan edebiyatının en önemli hiciv örneğidir.

     15. Süleyman Çelebi, Divan edebiyatındaki yerini “Vesiletün Necat” adlı mevlidiyle almıştır. Onun bu eseriyle edebiyatımızda “mevlit” yazma çığırı açılmıştır.

     16. Avnimahlasıyla şiirler yazan, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’tir.

     17. Adlimahlasıyla şiirler yazan, 8. Osmanlı padişahı 2. Beyazıt’tir.

     18. Mercimek  Ahmet‘in en önemli eseri “Kabusname”dir.

     19. Fuzuli,ıstırabın insan ruhunu olgunlaştıracağını, ıstırapların da en büyüğünün aşk ıstırabı olduğunu söyleyerek, şiirlerini aşk acısıyla dile getirmiştir. Eserleri:

           *Su Kasidesi:Hz Peygamber’e olan sevgisini dile getirdiği şiiridir.

          *Şikayetname:Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı eser, Türk edebiyatındaki en önemli edebi mektuplardan biridir.

     20. Baki,Anadolu ve Rumeli kazaskerlerinde bulunmuş, çok istediği halde şeyhülislam olamamıştır. “Sultanuş Şuara”  unvanıyla bilinmiştir. Kanuni Mersiyesi, Kanuni’ nin ölümü üzerine terkib-i bent biçiminde kaleme aldığı eseridir.

     21. Muhubbimahlasıyla şiirler yazan, Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’dır.

     22. Babürşah, 16.yüzyılda Çağatay sahasında eser veren önemli isimlerden biridir. Onun “Babürname” adlı eseri, Türk edebiyatının anı (hatıra) türündeki ilk örneklerindendir.

     23. Nefi,önemli bir “kasideve hiciv” şairidir. Döneminin devlet adamalarını sert bir şekilde hicveden sanatçı, Bayram Paşa tarafından boğdurularak öldürülmüştür.  Siham-ı Kaza, Türk hiciv edebiyatının en önemli eserlerindendir.

     24. 17.yüzyıl Divan edebiyatımızın en büyük didaktik şairi Nabi’dir. O “Hikemi tarzı” yani “hikmetli ve öğretici” şiir geleneğini başlatmıştır. “Nabi Ekolü” olarak bilinen bir akımın kurucusudur.  Eserleri: Hayriyye Hayrabat, Surname, Tuhfetül Harameyn, Münşeat…

     25. Naili ve Neşati, Sebk-i Hindi’nin edebiyatımızdaki en başarılı temsilcilerindendir.

     26. Katip Çelebi Eserleri:Cihannüma, Fezleke, Keşfü’zünun, Mizahul Hak.

     27. Evliya Çelebi’nin“Seyahatname” adlı eseri edebiyatımızdaki en önemli gezi yazıları arasındadır.

     28. Lale Devridönemi olarak bilinen zevk ve eğlence içinde geçen yaşantısı 18.yüzyıl edebiyatının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu dönemde yaşamış olan Nedim neşe ve coşku şairidir. Şiirlerinde tamamen din dışı konuları işleyen Nedim “şarkı” türünün bulucusudur.

     29. 18.yüzyılda Halk edebiyatının etkisiyle Divan şiirine “şarkı” nazım şekli girmiştir.

     30. Divan edebiyatında Şeyh Galip ve Nedim gibi önemli sanatçılar da hece vezniyle şiirler yazmıştır.

     31. Divan edebiyatının son büyük şairi “Şeyh Galip”tir. Şeyh Galip’in şiirlerinde Sebk-i Hindi akımının etkisi görülür. Şeyh Galip’ in en önemli eseri “Hüsn-ü Aşk” tır.

     32. Katip Çelebi“Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatname; Naima,“Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan Edebiyatı'nın nesir ustalarıdır.

 

2700
0
0
Yorum Yaz