FECRİATİ TOPLULUĞU

2014-02-24 16:24:00
FECR-İ  ÂTİ  TOPLULUĞU(1909-1912)

        1901 yılında Servet-i Fünûn mecmuasının kapatılması üzerine Servet-i Fünûn Topluluğu dağılır ve 1908 yılına kadar edebiyatta bir sessizlik sürer. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra genç sanatçılar, 20 Mart 1909’da, Hilal Matbaası’nda toplanarak Fecr-i Âti topluluğunu kurarlar.  “Geleceğin şafağı” anlamına gelen Fecr-i Âti isminin isim babası Faik Ali’dir. Topluluk, bir süre sonra tarihimizde ilk örmek olması bakımından önemli olan bir beyanname (manifesto) ile (Fecr-i Âti Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910) kendilerini kamuoyuna tanıtırlar. Bu beyannamede imzası bulunanlar: Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Emin Bülent (Serdaroğlu), Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Refik Halit (Karay), Şahabettin Süleyman, İzzet Melih, Ali Canip (Yöntem), Ali Süha (Delibaşı), Faik Ali (Ozansoy), Fazıl Ahmet (Aykaç), Mehmet Behçet,  Mehmet Fuat (Köprülü), Müfit Ratib, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Celal Sahir (Erozan) gibi sanatçılardır.

          Ancak kısa bir süre sonra topluluktan kopmalar başlar ve topluluk 1912’de tamamen dağılır.

        Fecr-i Âti topluluğu;

        a) Edebiyatımızda ilk edebi bildiri yayınlayan topluluktur.

        b) “Sanat şahsi ve muhteremdir.” görüşüne bağlıdırlar.

        c) Edebiyatın ciddi ve önemli bir iş olduğunu, bunun halka anlatılması gerektiğini savunurlar.

        d) Batı özellikle de Fransız edebiyatını örnek almışlardır.

        e) Servetifünuncuların karamsarlıkları Fecr-i Âticilerde daha da aşırı bir şekilde görülür.

        f) Beyannamelerinde aşağıdaki yenilikleri yapacaklarını bildirirler:

             *Yeni bir kitaplık kurmak

             *Batılı eserleri Türkçeye çevirmek

             *Halka açık konferanslar vermek

             *Halkın edebî bilgisini artırmak, edebî zevkini yükseltmek.

Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir):

     a) Şiirde, genellikle aşk ve doğa gibi duygusal temaları işlemişlerdir.

     b) Doğa betimlemeleri gerçeklikten oldukça uzaktır.

     c) Âruz ölçüsünü kullanmışlardır.

     d)  Serbest müstezat nazım biçimi daha da gelişmiştir.

     e) Dil, Servet-i Fünun edebiyatının bir devamı gibidir. Yani Arapça ve Farsça sözcüklerle konuşma dilinden oldukça uzaktır.

     f) Anlatım sanatlı ve süslüdür.

     g) “Sanat sanat içindir.” görüşü egemendir.

     h) Kulak için kafiye anlayışı esas alınmıştır.

     i) Topluluğun şiir alanındaki temsilcileri: Tahsin Nahit, Mehmet Fuat, Faik Ali, Mehmet Behçet, Emin Bülent ve Ahmet Haşim’dir.

     j) Şiirde sembolizm,  parnasizm ve empresyonizm (izlenimcilik) akımlarının etkisi görülür.

               (Empresyonizm (İzlenimcilik): XIX. yüzyılın sonlarına doğru doğmuştur. “Sanatçı kendi iç dünyasını yansıtmalıdır.” temel görüşünden hareket eder. Gerçekçiliğin  yalınlığı yerine etkiyi, izlenimi temel alır.)

Göstermeye Bağlı Edebi Metinler (Tiyatro):

     a) Tiyatro ile yakından ilgilenerek tiyatroya yeniden hız kazandırmışlardır.

     b) Bu dönemde amatör ve profesyonel pek çok topluluk temsiller vermeye başlamıştır.

     c) Tiyatro eserleri teknik bakımdan pek başarılı olmamakla birlikte konuşma diline yakın bir dille kaleme alınmışlardır.

     d) Tiyatroda Henrik İbsen’i (Norveçli tiyatro yazarı)  örnek almışlardır.

     e)  Tiyatro türünde eser veren sanatçılar ise: Müfit Ratip, Tahsin Nahit, Şahabettin Süleyman ve Ali Süha’dır.

Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler (Öykü ve roman):

     a) Öykü ve romanda pek başarılı olamamışlar, dil ve anlatımda yapmacıklığa düşmüşlerdir.

     b) İnsan betimlemelerine ve psikolojisine önem vermişlerdir.

     c) Hikâye ve romanda realizm ve natüralizm akımlarının etkisi görülür.

     d) Öykü ve romanda Maupassant’ı, tiyatroda ise Henrik İbsen’i (Norveçli tiyatro yazarı) kendilerine örnek almışlardır.

     e) Öykü ve roman alanındaki temsilcileri: Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur. Bunlar daha sonra Milli Edebiyat akımımın ilkelerini benimsemişlerdir.

Öğretici Metinler:

     a) Makale, deneme, eleştiri gibi türlerde eser vermişler ancak bu eserlerde de Servetifünunculardan farklı bir yol izlememişlerdir.

     b) Önceleri Servetifünuncularla sonra ise Genç Kalemler dergisi etrafında toplananlarla tartışmalara girmişlerdir. Bu nedenle de eleştiri türü ön plana çıkmıştır.

FECR-İ ÂTİ SANATÇILARI

AHMET HAŞİM(1885-1933):

· Fecr-i Âti topluluğunun önemli isimlerinden biridir. Topluluktan sonra da şiir yazmaya devam etmiştir.

· Şiirin “sözle musiki arasında, sözden ziyade musikiye yakın bir sanat” olduğunu savunur.

· “Sanat sanat içindir.” görüşündedir.

· Haşim’e göre şiir anlaşılmak için değil, hissedilmek için yazılır.

· Daha çok aşk, tabiat, akşam, gece, gurup vakti, gök, yıldızlar, alaca karanlık gibi temaları işlemiştir.

· İç dünyasında karamsarlık hakim olan Haşim’in şiirlerine de bu karamsarlık yansımıştır.

· Dış dünyayı olduğu gibi değil, hayalleriyle süsleyerek şiirlerine aktarır.

· Aruz ölçüsünü ve genellikle serbest müstezatı kullanmıştır.

· Şiirleri yanında deneme, fıkra, söyleşi, gezi yazısı gibi türlerdeki düz yazılarıyla da tanınır.

· Şiir dili süslü ve ağır, nesir dili ise daha sadedir.

· Şiirlerinde sembolizm ve empresyonizmin (izlenimcilik) izleri görülür.

· Eserleri:

      Şiirleri:Göl Saatleri, Piyale

      Deneme, fıkra, söyleşi:Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan

      Gezi Yazıları:Frankfurt Seyahatnamesi

TAHSİN NÂHİD1887-1919):

     *Şiir ve tiyatro alanında eserler vermiştir. (Yazar ve çevirmen Mina Urgan’ın babasıdır.)

     *Şiirlerinde Ahmet Haşim’in; tiyatro eserlerinde Şahabettin Süleyman’ın etkisi görülür.

     *Birden çok yazarın birlikte çalışması sonucu oluşturulan ortak eserlerin ilk örneklerini bizde tiyatro alanında Tahsin Nahid vermiştir.

     *Dönemin diğer şairleri gibi onun şiirleri de duygu yüklüdür.

      Eserleri:

     Ruh-ı Bikayd (Kayıtsız Ruh - şiir),

     Firar (Tiyatro),

     Hicranlar (Tiyatro),

     Kösem Sultan(tiyatro, Şehabettin Süleyman ile birlikte yazmışlardır)

EMİN BÜLENT SERDAROĞLU(1886-1942):

     *Fecr-i Âti döneminde destanî yönü ağır basan epik şiirler yazmıştır.

     *Genellikle bireysel, lirik, destanî temaları işlemiştir.

     *Şiirlerinde sanatlı bir söyleyişi vardır.

     *Ölçü ve uyak gibi biçimsel unsurlara fazla önem vermemiştir.

     *Şiirleri sağlığında kitap haline getirilmemiştir.

2774
0
0
Yorum Yaz