TANZİMAT EDEBİYATI

2014-02-24 06:22:00
TANZİMAT  EDEBİYATI

     Tanzimat (düzenlemeler) edebiyatının temeli, Tanzimat Fermanı’na dayanır.  Bu nedenle kısaca Tanzimat Fermanı’nı anımsamakta yarar var.

     Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839’da Abdülmecit döneminde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı’nda okunmuştur. Bu nedenle Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir.

     Gülhane Hattı Hümayunu şu ana ilkeleri kapsar:

         *Osmanlı ülkelerinde her  din ve ırka mensup bütün tebaanın can, mal ve namus güvenliği olacaktır;

         *Bunların hepsi mülkiyet hakkına sahip olacak ve bu hak kişinin yararına devlet tarafından savunulacaktır;

         *Herkesin gelirine göre vergi alınacaktır.

         *Devlet masrafları bir gider bütçesiyle sınırlanacaktır;

         *Askerlik görevi için belli bir süre ve her yerin nüfusu oranında yükümlülük konulacaktır;

         *Kimse mahkemeye çıkarılmadan cezalandırılmayacaktır.

         *Suçlu sanılan veya mahkûm olanların mirasçıları miras haklarından yoksun bırakılmayacaktır;

         *İnsanlara mülkiyet edinme hakkı sağlanacaktır.

         *Rüşvet ve kayırmacılık yasaklanacaktır.

         *Kanun gücü, padişah gücünün üzerinde olacaktır.

          *Başta hükümdarın kendisi, bu esaslara uymayı ve bunlara aykırı davranışlarda bulunmamayı kabul ettiği gibi, devlet ileri gelenleri ve ulema bu hususta yemin edecektir.

Tanzimat Edebiyatının Oluşumu:

     1. Devletin Batılılaşma arzusu neticesinde Avrupa’ya Türk aydınları gönderilir.

     2. Osmanlıların Fransa Elçisi Yirmisekiz Mehmet Çelebi Efendi’nin Sefaretnamesi ve İbrahim Müteferrika’nın 1726’da kurduğu matbaa Batı’ya açılan ilk önemli pencerelerdir.

     3. 1832’de kurulan Tercüme Odası’nda bulunan gençler Fran-sızca öğrenir ve birçok eser tercüme edilir. Yusuf Kâmil Paşa’ nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak adlı roman bu döneme aittir.

     4. Takvim-i Vakayi(1831) ve Ceride-i Havadis (1840) gazete-leri Tanzimat Edebiyatı’nın oluşumuna önemli katkı sağlamıştır.

     5. İtalyan ve Fransız tiyatro kumpanyaları oyunlar sergiler. Tiyatroya ilgi artar. Şinasi, “Şair Evlenmesi” adlı ilk Batılı tiyatro örneğini 1859’da yazmıştır.

     6. Bunların sonucu olarak dilimize Fransızca sözcükler girme-ye başlar ve sıkı sıkıya bağlanılan Divan Edebiyatı’na ilgi azalır.

     7. Bu süreç neticesinde Fransız kültürüyle yetişen bir nesil ortaya çıkar ve Tanzimat Edebiyatı’nın alt yapısı oluşturulur.

Tanzimat  Edebiyatının  Özellikleri:

     1) Tanzimat Edebiyatı 1860 – 1896 yılları arasında gelişme göstermiştir.

     2) 1860 yılında Şinasi tarafından “Tercüman-ı Ahvâl”  adıyla ilk özel gazete çıkarılmıştır. Tanzimat edebiyatının başlangıcı bu nedenle 1860 kabul edilir. 1862 yılında ise “Tasvir-i Efkâr” gazetesi çıkarılır.

     3) Tanzimat Edebiyatı, Divan edebiyatına bir tepki olarak doğmuş; bu nedenle doğuya değil, batıya; soyuta değil, somuta; geçmişe değil, geleceğe dönük bir sanat çabasıdır.

     4) Ancak eski-yeni, Doğu-Batı arasında bir bocalama yaşanmış ve bu bocalama, dönem edebiyatına da yansımıştır.

     5) “Sanat, toplum içindir.” görüşü benimsenmiş ve edebiyat toplumu eğitmenin bir aracı olarak görülmüştür.

     6) Çok yönlü olan bu dönem edebiyatçıları; şair, romancı, tiyatro yazarı, tarihçi, eleştirmen, gazeteci ve politikacıdırlar.

     7) Tanzimat sanatçılarının hemen hepsi Fransızca bilirler ve kendilerine Fransız edebiyatını örnek alırlar.

     8) Dilde sadeleşme düşünülmüş ancak sanatçılar eski alışkanlıklarından tamamen kurtulamadıkları için istenen sadeleşme gerçekleştirilememiştir.

     9) Divan şiirindeki “parça güzelliği”nin yerine şiirde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem verilmiştir.

     10) Genellikle üç dönem halinde incelenen Tanzimat edebiyatının ilk dönemi “Hazırlık Dönemi” olarak kabul edilir ve bu dönemde daha çok Batı edebiyatından tercümeler yapılmıştır.

   I. Dönem (Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal Okulu):

· 1860-1878 yılları arasını kapsar.

· Gazetecilikle başlayıp gelişen ve büyük ölçüde gazetelere bağımlı bir edebiyat hareketidir.

· Başlıca temsilcileriİbrahim Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Âli Bey, Şemsettin Sami gibi sanatçılardır.

· Bu dönemde sanattan, süsten ziyade öze önem verilmiş, “toplum için sanat” anlayışı egemen olmuştur.

· Şiirde asıl değişiklik biçimde değil, özde yapılmıştır.

· Şiirlere ilk kez bağımsız isimler verilmiştir.

· Vatan, millet sevgisi, hürriyet aşkı, fedakârlık, yüce ülküler için ölmek, adalet gibi temalar üzerinde durulmuştur.

· Düz yazı, şiir karşısında büyük önem kazanmıştır.

· Edebiyatımız, Batı edebiyatına özgü yeni türlerle zenginleşmiş ve roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, makale, anı gibi türlerin ilk örnekleri verilmeye başlanmıştır.

· Batılı anlamdaki edebî akımların izleri ilk kez görülme-ye başlamıştır. Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa Klasisizm’den, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Romantizm’den etkilenmişlerdir.

· Dil belli ölçüde yalınlaşmıştır ancak istenen yalınlaşmanın gerçekleştirildiği söylenemez.

· Noktalama işaretleri kullanılmaya başlanmıştır.

      II. Dönem (Ekrem, Sezai, Hamit Okulu)(1877-1895):

· Bu dönemde, siyasi koşullar şairlerin toplumcu bir anlayışla şiir yazmalarına engel oluşturmuş ve şiirde daha çok bireysel sorunlar, kişisel duyarlılıklar ele alınmış; aşk, ayrılık, ölüm, yalnızlık gibi temalar işlenmiştir.

· Başlıca temsilcileri Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Muallim Naci’dir.

· “Sanat için sanat” anlayışı egemendir.

· Aruz vezni kullanılmaya devam edilmiştir.

· Dilde sadeleşme çabaları yavaşlamış, dil ağırlaşmaya başlamıştır.

· Uyağın göze mi, kulağa mı hitap etmesi gerektiği bu dönemde en çok tartışılan konulardan olmuştur.

· Batı şiiri düzenli takip edilerek Batı’daki her yenilik edebiyatımıza taşınmaya çalışılmıştır.

· Divan edebiyatı nazım biçimleri yanında Batı edebiyatına özgü sone, terza-rima gibi nazım şekilleri de denenmiştir.

· Romanda realizmin etkisi görülür. Realizm (Recaizade Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai) ve natüralizm (Nabizade Nazım) baskın akımlar olarak göze çarpar.

· Tiyatro önemini yitirmiş, sahne dil ve tekniği açısından başarısız eserler yazılmaya başlanmıştır. Tiyatro eserleri daha çok oynanmak için değil, okunmak için yazılmıştır.

Öğretici Metinler  (Gazete)

     a) Gazete halka ulaşmada önemli bir araç olmuş ve edebî, siyasi ve toplumsal çalışmaların merkezi hâline gelmiştir.

     b) Abdülaziz dönemindeki baskılar nedeniyle Batı ülkelerine kaçmak zorunda kalanlar bile orada da gazete çıkarmaya devam etmişlerdir.

     c) Başta Şinasi olmak üzere birçok yazar gazetecilikle ilgilenmiş ve çok sayıda gazete çıkarılmıştır.

     d) Gazeteciliğin gelişmesine paralel olarak makale, deneme, fıkra, anı, eleştiri, röportaj gibi düşünce yazıları gelişim göstermiştir.

     e) Toplumsal konulara ve sorunlara yer verilmiştir.

     f) Öğretici metinlerde Divan edebiyatındaki münacat, methiye, dua gibi bölümler yoktur.

     g) Halka hitap etmektedirler.

     h) Divan nesrindeki ağır dil; secili, süslü anlatım bırakılarak toplumun anlayacağı bir dil ve anlatımla yazılmışlardır.

     ı) Öğretici metinlerde eski-yeni, yerli-Batılı çatışması görülür.

Tanzimat Döneminde Çıkarılan Bazı Gazeteler ve Özellikleri:

         Takvim-i Vakayi:İlk resmi Türk gazetesi olan Takvim-i Vakayi, Sultan 2. Mahmut’un çabalarıyla 11 Kasım 1831’de yayınlanmaya başlamıştır. Padişah bildirileri, iç ve dış haberler, askeri konular ve resmi konulardaki açıklamalar yer almıştır.

         Ceride-i Havadis:1840’ta İngiliz tüccarlar ve muhabir William Churchill tarafından çıkarılmış yarı resmi bir gazetedir. Günlük olaylar ve ilanlar yer almıştır. Avrupa gazetelerinden alıntılanan magazin türü haberler, ahlak ve vatan sevgisi konulu makaleler ve bazı tiyatro özetleri yayımlanmıştır.

        Tercüman-ı Ahval:İlk özel Türk gazetesidir. Agah Efendi ve Şinasi tarafından 1860 yılında yayın hayatına başlamıştır. Batı etkisindeki Türk edebiyatının ilk yayın organıdır. Bu gazeteyle birlikte düşünce gazeteciliğinin yolu açılmıştır.

       Tasvir-i Efkar: 1862’de İbrahim Şinasi tarafından özgürlük düşüncesini yaymak amacıyla çıkarılan ikinci özel gazetedir. Namık Kemal’in ilk makaleleri bu gazetede yayımlanmıştır. 1865’te Namık Kemal’e, 1867’de Recaizade Mahmut Ekrem’e bırakılmıştır.

       Ayine-i Vatan: 1866’da Eğribozlu Mehmet Arif Bey tarafından milli düşünceyi halka benimsetmek amacıyla çıkarılmıştır. İlk resimli gazete olma özelliği vardır.

       Muhbir: Ali Suavi tarafından 1867’de inkılap düşüncesini yaymak amacıyla çıkarılmıştır. Hükümeti sert bir dille eleştirdiği için kapatılmıştır.

      Hürriyet: Ziya Paşa ve Namık Kemal tarafından 1868’de Londra’da yayımlanmıştır.

      Basiret: Namık Kemal ve Ziya Paşa tarafından 1869’da yayımlanmıştır.

      Terakki: 1868’de Ali Reşit ve Filip Efendi tarafından çıkarılmıştır. Haftada bir kadınlara mahsus bir gazete çıkarması önemli bir özelliğidir. Ayrıca haftalık mizah nüshası da vardır.

      Mümeyyiz: 1869’da çıkarılan bu gazeteni sahibi Sıtkı Efendi’dir. En önemli özelliği çocuklara ait bir nüshasının olmasıdır.

      Diyojen: Teodor Kasap tarafından 1870’te çıkarılan Diyojen, ilk mizah dergisidir.

      İbret: 1871’te İskender Efendi tarafından çıkarılmış daha sonra Ahmet Mithat Efendi’nin idaresine geçmiş ve başyazarlığını Namık Kemal yapmış, iktidarı hedef alan yazılar yüzünden kapatılmıştır.

      Tercüman-ı Hakikat: 1878’de 2. Abdülhamit döneminde Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılmıştır. Ahmet Mithat, birçok romanını bu gazetede yayımlamıştır. Dönemin en uzun ömürlü gazetesidir.

      Mizan Gazetesi: 1886’da Murat Bey tarafından çıkarılmıştır. İç ve dış politika, ekonomi, eğitim gibi konulara ağırlık vermiştir.

      İkdam Gazetesi: 1894’te Ahmet Cevdet tarafından çıkarılmıştır. Abdülhamit döneminde birkaç kez kapatılmıştır.

     Dönemin diğer tanınmış gazeteleri:Hadika, Sıraç, Mecmua-i Ebuzziya, Mirat, Tercüman-ı Şark, Sabah, Bedir, Devir,

             Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

     a) Şiir, halka ulaşmanın bir aracı olarak görülmüştür.

     b) Biçim yönünden Divan şiiri geleneğine bağlı kalınmıştır.

     c) I. dönem “Sanat toplum içindir.”; II. dönemde “Sanat sanat içindir.” anlayışıyla şiirler yazılmıştır.

     d) Şiirin konusu genişletilmiş, günlük hayatla ilgili her türlü olay, duygu ve düşünce şiirlerde yer almıştır.

     e) I. dönemde vatan, millet, adalet, kanun, hürriyet, uygarlık, eşitlik, bilim gibi toplumsal ve felsefi; II. dönemde ise daha çok bireysel temalar işlenmiştir.

     f) İlk kez şiire, konuya uygun başlıklar konmuştur.

     g) Kalıplaşmış düşsel imgeler yerine gerçeklik önem kazanmıştır.

     h) Dilde sadeleşme hedeflenmiş ancak pek başarılı olunamamıştır.

     ı) Nazım birimi genellikle beyittir ancak II. dönemde bu anlayış terk edilmeye başlanmıştır.

     i) Hece ölçüsü savunulmuş ancak çok az örnek verilebilmiş, aruz ölçüsüne devam edilmiştir.

     j) Zengin uyak benimsenmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem tarafından savunulan “kulak için kafiye” anlayışı zamanla taraftar kazanmıştır.

     k) Batıdan bazı nazım şekillerini denemeleri yanında I. dönem sanatçıları ağırlıklı olarak yine gazel, kaside, terkib-i bent gibi eski nazım şekillerini kullanmış; II. dönem sanatçıları yeni nazım biçimlerini denemiştir.

     l) Divan nazmını kullanan şairlerce, nazım şekillerinin yapılarında bazı değişiklikler yapılmıştır. Beyit sayısının, bölümlerin değiştirilmesi, bazı şairlerin mahlaslarını kullanmamaları, başlıklara nazım şekli yanında konuyla ilgili ekler yapılması gibi.

    m) Şiirde parça güzelliği yerine bütün güzelliği önem kazanmıştır.

    n) Klasizme bağlı kalan Şinasi’nin dışında çoğu şair romantizmin ilkelerine uygun eser vermiştir.

            Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler:

 

1. Anlatmaya Bağlı Metinler (Roman ve Hikâye)

KONU:

    *Roman ve öykülerin konusu ya sosyal yaşamdan ya da tarihten alınmıştır.

     *Romanlarda genellikle

     *Batılılaşmanın yanlış anlaşılması,

     *Aile sarsıntıları,

     *Batı uygarlığı ile Osmanlı uygarlığının karşı-laştırılması,

     *Esaret ve köle ticareti,

     *Görmeden ve zoraki evlenmelerin doğurduğu acı sonuçlar gibi sosyal ve tarihi konular işlenmiştir.

OLAY:

     *Olaylar genellikle İstanbul ve çevresinde geçer. Tarihi konulu romanlarda ise Kırım, İran gibi İstanbul dışı yerler de görülür.

     *Olayların olmuş ya da olabilir izlenimi bırakmasına özen gösterilmiştir ancak zaman zaman olağanüstü olaylara yer verilmiştir.

     *Olayların akışında özellikle I. dönemde rastlantılara çok yer verilmiştir.

KİŞİLER:

     *Kahramanlar genellikle gerçek yaşamdan ve üst tabakadan aydın kişilerden alınmıştır.

     *Eserlerde karakterden ziyade belli tipler vardır. Kahramanlar tek yönlüdür. İyiler, tamamen iyi; kötüler ise tamamen kötüdür.

     *Olayların sonunda genellikle iyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır.

     *Roman kahramanları çoğu zaman bir görüşte âşık olur.

MEKAN:

     *Çevre betimlemeleri çoğu zaman olayın akışını canlandırmak ve olay kahramanlarının kişiliklerine katkısından çok eseri süslemek için yapılmıştır.

     *Kişi betimlemeleri de çoğunlukla olay içinde eritilmemiş olayın akışı durdurularak verilmiştir.

ZAMAN:

     *Genellikle tarihsel konulu romanlarda geçmiş zaman, sosyal konulu romanlarda ise içinde yaşanılan zaman işlenmiştir.

DİĞER ÖZELLİKLER:

     *Romanlarda arada bir olayın akışı durdurulup konu dışına çıkılarak okuyucuya bilgi ve öğüt vermekten kaçınılmamıştır.

     *Yazarlar eserlerinde kendi kişiliklerini gizlememiştir.

     *Fransız edebiyatından etkilenilerek I. dönem roman-tizmin (Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi), II. dönemde ise realizm ve natüralizm akımlarının etkisinde eseler yazılır.

     *Nesirde iç uyak (seci) bırakılmış, anlatımda süs yerine, düşünceleri halka ulaştırma amacı ön plana çıkmıştır.

     *Birinci dönem romanları teknik yönden zayıftır. İkinci dönemde daha başarılı eserler verilmiştir. Teknik zayıflıklar genellikle şunlardan kaynaklanır:

          · Meddah geleneğinin de etkisiyle bazen olay akışının durdurulup okuyucuya öğüt ve ansiklopedik bilgi verilmesi,

          · Çevre ve kişi betimlemelerinin olayın akışı içinde yapılmayıp olay durdurularak yapılması,

          · Kişi ve çevre betimlemelerinin bazen okuyucuyu olayın akışından uzaklaştıracak kadar uzun tutulması,

          · Sebep–sonuç ilişkilerinde rastlantılara fazlaca yer verilmesi,

          · Karakterlerin tamamen tek yönlü verilmesi,

          · Sanatçının zaman zaman kahramanlar hakkında görüşlerini ortaya koyacak kadar kendi kişiliğini gizlememesi vb.

      *İlk öykülerde meddah geleneğinin etkisi görülür.

      *Yazarların bir kısmı halka (Ahmet Mithat, Emin Nihat, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım); bir kısmı (Namık Kemal, Sami Paşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem) aydınlara seslenmiştir.

2. Göstermeye Bağlı Edebi Metinler (Tiyatro):

     *Namık Kemal’le başlayıp, Ahmet Vefik Paşa’nın Molier’den yaptığı çevirilerle gelişen tiyatro, I. dönemde şiirden sonra en önemli tür hâlindedir.

     *Ancak ikinci dönemde tiyatronun önemini yitirdiği, oynanmak için değil okunmak için yazıldığı görülür.

     *Tanzimat tiyatrosu telif, tercüme ve adaptasyon olmak üzere üç grupta toplanabilir.

     *Tanzimat tiyatrosu, halkı eğitmek için bir okul gibi düşünülmüştür.

     *Tiyatroda daha çok toplum sorunları, gelenek ve görenekler, çocuk, aile, vatan sevgisi, yaşanılan olaylar işlenmiştir.

     *Kişiler tarihten veya günlük yaşamdan seçilmiştir. Ancak siyasi baskılardan çekinen bazı yazarların yabancı kişiler kullandığı görülür.

     *Kişiler tek yönlüdür, yani iyiler iyi, kötüler kötüdür.

     *Eser genellikle bir öğütle biter ve iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

     *Dil, diğer türlere göre daha sade ve konuşma diline yakındır.

      *Ağız taklitlerinde ve cinaslarda Türk seyirlik oyunlarının etkisi görülür.

     *Trajedi ve dram özelliği taşıyan eserler olmakta birlikte daha çok komedi türünde eserler yazılmış ve oynanmıştır.

     *Komedilerde klasisizmin, dramlarda ise romantizmin etkisi sezilir.

     *Bu dönem tiyatro eserleri sahnelenmeye fazla uygun değildir.

     *Tiyatro eserlerinde üç birlik kuralına uyulur. (Ancak II. dönemde Abdülhak Hamit’in tiyatroları hariç)

     *Batı tiyatrosunun etkisi altındadır. Özellikle Shakespeare, Moliere ve Racine’den etkilenmeler önemlidir.

 

TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

 

I. DÖNEM SANATÇILARI

İBRAHİM ŞİNASİ (1826-1871):

       Babası, Osmanlı-Rus Savaşında vurularak ölünce, annesi onu yakınlarının desteğiyle büyütür. Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri alır. 1849’da Paris’e gönderilince orada matematik, tarih, doğabilim ve toplumsal bilimlerle ilgilendi.

       Devlet işlerini eleştirmesi ve Sultan Abdülaziz'e karşı girişilen eyle-min düzenleyicilerinin yanında yer alması nedeniyle 1863'teki Meclis-i Maarif'teki görevine son verildi. Gazeteyi Namık Kemal'e bırakarak, 1865'te Fransa'ya gitti. Fransa Milli Kütüphanesi’nde araştırmalar yaptı. 1869'da İstanbul'a dönünce bir matbaa açtı ve eserlerinin basımıyla uğraşmaya başladı. 13 Eylül 1871'de beyin tümöründen öldü.

     Şinasi;

· Avrupa’ya giden ilk öğrencilerdendir.

· Modern Türk edebiyatının kurucusu sayılır.

· Batı, özellikle de Fransız kültürü etkisinde eserler vermiştir.

· Agah Efendi ile ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval’i çıkarmıştır.

· İlk kez noktalama işaretlerini kullanmıştır.

· İlk makale olan Tercüman-ı Ahval mukaddimesini yazarak Türk basınında makale geleneğini başlatmıştır.

· Fransızcadan ilk şiir çevirilerini (Lamartine’den) yaparak bu çevirileri Tercüme-i Manzume adlı yapıtında toplamıştır.

· İlk yerli oyunumuz Şair Evlenmesi’ni yazmıştır.

· İlk folklor incelemesini Durub-u Emsal-i Osmaniye’de yapmıştır.

· La Fontaine’den çeviriler yapmış ve onlara benzer ilk fablları yazmıştır.

· Edebiyatımızda hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramları ilk kullananlardandır.

· “Sanat toplum içindir.” anlayışına sahiptir.

· Halka düşüncelerini daha iyi anlatabilmek için halk dilini kullanmayı savunur.

· Gazel ve kasideler yazan Şinasi, şiiri sosyal ve siyasi düşüncelere açarak şiire yeni bir öz getirmiştir.

· Şiirlerinde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem vermiştir.

· Klasisizmin etkisiyle duygudan çok akla ve mantığa önem verir.

   Eserleri:

      Tercüme-i Manzume:Şiir. La          Fontaine ve Fenelon’dan çeviriler.

      Müntehebat-ı eş-ar:Şiirlerinden seçmeler.

      Şair Evlenmesi:Batılı anlamda ilk tiyatro eserimiz.

      Durub-u Emsal-i Osmaniye:Atasözlerinin derlendiği bir eser.

      Eşek ile Tilki: La Fontain’den etkilenerek yazdığı bir fabl.

 

ZİYA PAŞA (1825-1880)

· Doğum: 1825, İstanbul. Ölüm 17 Mayıs 1880, Adana.

·  Bayezit Rüşdiyesi'ni bitirmiş, özel derslerle Arapça, Farsça; saraydaki kâtipliği sırasında da Fransızca öğrenmiştir.

·  Ali Paşa sadrazam olunca saraydan uzaklaştırılır, 1865'te Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne katılır. Yeniden Kıbrıs'a atanınca 1867'de Namık Kemal ile birlikte Londra'ya kaçar. Birlikte Yeni Osmanlıların yayın organı olan Hürriyet gazetesiniyayımlarlar. Namık Kemal'in ayrılmasından sonra gazetenin sorumluluğunu üstlenir.

· 1870'te Cenevre'ye gitmiş, Ali Paşa'nın ölümünden sonra 1871'de İstanbul'a dönmüştür. 1872-1876 arasında Şurayı Devlet üyeliği ve maarif müsteşarlığı yapar. Anayasayı hazırlayan Kanun-i Esasi adlı kurumda görevlendirilir. I. Meşrutiyet'in ilanından sonra 1877'de vezir rütbesiyle önce Suriye Valiliği'ne sonnra Adana Valiliği'ne atanır ve Adana'da yaşamını yitirir.

· II. Abdülhamit yönetimine karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savunmuştur.

· Batılılaşma yanlısı, yenilikçi ve Tanzimat Edebiyatı'nın öncülerindendir.

· Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savunur.

· Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullanmış ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işlemiştir.

· "Terci-i Bend" ve "Terkib-i Bend" isimli iki şiirinde ise insanın yazgısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı'nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durmuştur.

· Şiirlerinde didaktik yönü ağır basar.

· Birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmaktadır.

· 1874-1875'te Arap, Fars ve türk şairlerin şiirlerini "Harabat" adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı.

· Eserleri:

           Zafername:Eleştiri, 1868. Nazım-nesir karışımı olan bu eserde 1868’de isyan eden Girit Rumlarını bastırmak için gönderilen ve isyanı bastıramadan dönen Sadrazam Ali Paşa eleştirilir. Mizahi yönleri de vardır. Kaside, tahmis, şerh olmak üzere üç bölümden oluşur.

          Harâbat: Antoloji, 3 cilt, 1874. Ziya Paşa bu eserin başına bir önsöz koyarak Şiir ve İnşa makalesindeki düşüncesini değiştirerek gerçek edebiyatın Divan edebiyatı olduğunu savunmuştur. Bu nedenle de Namık Kemal tarafından eleştirilmiştir.

          Rüya: Londra’da yazılan bu eser, mülakat türünün ilk örneğidir. Yazar, karşılıklı konuşmalar şeklinde çocukluk anılarını anlatır.

          Veraset Mektupları:  İki mektup. Ölümünden sonra, 1910.

          Eş’ar-ı Ziya:Şiir, ölümünden sonra 1881

           Şiir ve İnşa:Makale. Yazar bu makalesinde Halk şiirinin bizim gerçek şiirimiz olduğunu söylemiş ve Divan şiirini eleştirmiştir.

          Külliyet-i Ziya Paşa: Terkib-i bent ve terci-i bent şeklindeki şiirlerinin toplandığı eseri.

          Tercümeleri:

             “Endülüs Tarihi” Viardot’tan

             “Engizisyon Tarihi”  (çeviri, tarih)

             “Emile” J.J. Rousseau’dan çeviri, düz yazı.

             “Tartuffe” Moliere’den

NAMIK KEMAL (1840-1888)

· Tanınmış bir aileden gelmektedir. İyi bir eğitim almıştır.

·  Şinasi ile tanıştığı Tasvir-i Efkar gazetesiyle birlikte onda Batılı boyutta düşünceler belirmiştir.  Abdülaziz karşıtı Şehzade Murat yanlısı yazıları yüzünden sık sık sürgüne gönderilmiştir.

·  Sanatın halkı eğitmek için bir araç olduğu bilinciyle yapıtlarında Meşrutiyet’in kurulmasını amaçlamıştır.

· Yenileşme dönemi Türk edebiyatına vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, istiklal, eşitlik gibi kavramları getirmiştir.

· Keskin bir yeni edebiyat savunucusudur.

· ”Sanat toplum içindir.” görüşünü savunur.

· İmparatorluğun içinde bulunduğu durum karşısında kurtuluş çareleri arayan şair,  sosyal ve siyasi içerikli konularda eserler vermiş, vatan sevgisi ve kahramanlık şiirleri yazmıştır.

· Roman, şiir, makale, tiyatro, eleştiri, tarih, biyografi türlerinde eserler vermiştir. Ancak nesri şiirinden daha üstündür.

· Yapıtlarındaromantizmin etkisi görülmektedir.

· Dilde yalınlaşmak gerektiğini savunmuş ancak tiyatro yapıtları dışında süslü ve ağır bir dil kullanmıştır.

· Divan şiiri antolojisi HARABAT’ın önsözünde divan şiirini öven Ziya Paşa’ya kızan sanatçı TAHRİB-İ HARABAT adlı ilk eleştiri yazısını yazmıştır. Harabat’ın ikinci cildi yayımlanınca da TAKİB-İ HARABAT adlı eleştiri yazısını yazmıştır.

· Sahnede oynanan ilk tiyatro yapıtı Vatan yahut Silistre’yi yazmıştır. Bu oyun nedeniyle de Magosa’ya sürgün edilmiştir.

· İlk edebi roman İntibah’ı, ilk tarihi roman Cezmi’yi yazmıştır.

· Eserleri:

         Roman: İntibah,  Cezmi

        Tiyatro: Zavallı Çocuk,  Vatan Yahut Silistre, Gülnihal, Akif Bey,

                       Celaleddin Harzemşah,  Kara Bela

        Eleştiri: Tahrib-i Harabat,

        Düzyazı: Evrak-ı Perişan

AHMET MİTHAT EFENDİ(1844-1913):

· Türk edebiyatında en çok eser veren sanatçılardan biridir. Bu nedenle “yazı makinesi” olarak bilinir.

· Eserlerini evinde matbaa kurarak yayınlamıştır.

· Diğer Tanzimatçılar gibi siyasi konulara fazla değinmemiştir. Kölelik, Batı taklitçiliği, evlilik, kızların eğitimi, töre, macera başlıca temalarıdır.

· Tanzimat döneminde halk dilini en iyi kullanarak bir nevi halk için roman anlayışını başlatan bir yazardır.

· Roman ve hikâyelerini hiçbir teknik kaygı gütmeden yazmıştır. Yeri geldiğinde olayların akışını durdurup okuyucuya bilgi ve öğüt verir.

· Avrupa hayranlarını eserlerinde züppe ve alafranga olarak eleştirmiş Batı medeniyetinin Türk toplumuyla bağdaşmayan yönlerini anlatmaya çalışmıştır. Servet-i Fünuncuları ise “dekadanlar” diyerek eleştirmiştir.

· Eserlerini nesir türünde vermiştir.

· Eserlerinin sonunda bir kıssadan hisse vardır.

· Eserlerinde halkı bilgilendirmeyi, ona kılavuzluk etmeyi amaçlar.

Eserleri:

· Hikâyeleri:Letaif- Rivayet (24 Cilt), Kıssadan Hisse, Yeniçeriler (uzun hikaye 1871)

· Romanları:Hasan Mellah (1874), Dünyaya İkinci Geliş (1874), Hüseyin Fellah (1875), Felatun Bey’le Rakım Efendi (1875), Henüz 17 Yaşında (1880), Dürdane Hanım (1881),

· Gezi:Avrupa’da Bir Cevelan

· Tiyatro:Açıkbaş, Çerkez Özdenler,

ŞEMSETTİN SAMİ(1850-1904):

· Edebi yaşamına gazetecilikle başlamıştır.

· En önemli çalışmaları dil alanındadır. Döneminin en büyük dil bilgini kabul edilir.

· Türk dilinin sadeleşmesi için çalışmıştır.

· Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig ile ilgili çalışmaları da vardır.

· Eserleri:

             Roman:Taaşşuk-u Talat ve Fıtnat (Edebiyatımızdaki ilk yerli roman olması yönüyle önemlidir.)

            Tiyatro:Seydi Yahya, Gave

            Diğer eserleri: Kamus-i Türki (Türk dilinin ilim sözlüğü)

                                    Kamus-ul Alam: (Ansiklopedi)

                                    Kamus-ı Fransevi: (Fransızcadan Türkçeye sözlük)

           Çevirileri: Robenson Kruzo, Sefiller

AHMET VEFİK PAŞA(1823-1891):

· Tiyatromuzun en önemli isimlerindendir.

· Edebiyat yaşamına çeviriler ile başlamıştır.

· Tanzimat döneminde Türkçülük ve milliyetçilik akımlarının ilk temsilcilerindendir.

· Bursa’da kendi adıyla bir tiyatro kurmuştur.

· Halka tiyatroyu sevdirmek için Moliere’den çeviriler yapmıştır.

· Klasisizmin etkisindedir.

· Eserleri:

 Moliere’den tiyatro uyarlamaları: Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Azarya, Yorgaki Dandini,

      Hece Vezniyle Manzum Çeviriler:Kadınlar Mektebi, Kocalar Mektebi, Savruk, Tartüffe,

     Sözlük:Lehçe-i Osmani (Anadolu Türk Lehçesine ait ilk sözlüktür.)

     Tarih:Şecere-i Türk (Ebulgazi Bahadır Han’ın eserini Orta Asya Türkçesinden Türkiye Türkçesine kazandırmıştır.)

      Folklor:Atalar Sözü (Türk atasözleri derlemesi)

ALİ SUAVİ (1839-1878):

      İstanbul'da doğdu. Medrese öğreniminden sonra Bursa ve Filibe Rüş­tiyelerinde öğretmenlik, Galatasaray Sultanisi'nde müdürlük yaptı. «Muh­bir» gazetesindeki yazıları yüzünden Kastamonu'ya sü­rüldü. Sürgünden Avrupa'ya kaçtı. Londra'da “Muhbir” (1867), Paris'te “Ulûm” (1870) gazetelerini çıkardı. Abdülaziz'den sonra V. Murat'ın padişah olması üzerine İstanbul'a döndü (1876) II. Abdülhamid zamanında, V. Murat'ın tekrar padişah olması için beş - altı yüz kişi ile saraya saldırması üzerine, Beşiktaş muhafızı Hasan Paşa tarafından öldürüldü (23 Mayıs).

     Ali Suavi'nin Türk tarihi, Türk dili, Türklerin islâm felsefesine yaptıkları hizmetler hakkında ileri sürdüğü düşünceler önemlidir. 31 Ağustos 1867 ve 3 Kasım 1868 arasında Londra'da 50 sayı yayınladığı «Muhbir» gazetesi Avrupa'da yayınlanan ilk Türk gazetesi olarak basın tarihimizin önemli dönüm nok­talarından birini oluşturur.

     Başlıca eserleri:

     Kamus-ül Ulûmve'l-Maarif(Bi­limler ve Eğitim Sözlüğü, 1870);

     Ali Paşa' nın Siyaseti(1910).

       Hukuk-üş-Şevari

     Hive Hanlığı

DİREKTÖR ÂLİ BEY:(1844-1899)

· Teodor Kasap tarafından çıkarılan ilk mizah dergisinde mizahi yazılar yazmıştır.

· Mizah edebiyatımızın kuruluşunda etkili olmuştur.

· Günlük türünün ilk örneği olan “Seyehat Jurnali”ni yazmıştır.

· İlk mizahi sözlük olan “Lehçet’ül-Hakayık”ı yazmıştır.

· “Kokona Yatıyor, Ayyar Hamza” adında tiyatro adapteleri vardır.

  II. DÖNEM SANATÇILARI

RECAİZADE MAHMUT EKREM(1847-1914):

· Şiir, öykü ve tiyatro da yazan Recaizade M. Ekrem’in en önemli yönü teorisyen ve romancı oluşudur.

· Sanatından çok edebiyat hakkındaki düşünceleriyle tanınmış ve edebiyat çevrelerinden “üstad” olarak anılmıştır.

· İlk Tanzimatçıların “toplumcu” anlayışına karşı “bireyci” şiiri, her şeyin şiirin konusu olabileceğini savunur.

· “Sanat için sanat” anlayışındadır.

· Süslü ve sanatlı bir üslubu vardır.

· Önce çok sevdiği oğlu Nejat’ın daha sonra da diğer çocuklarının ölmesi üzerine çektiği acılar şiirlerine yansımıştır.

· Eskilerin “göz için kafiye” anlayışına karşı “kulak için kafiye” görüşünü savunmuştur.

· Teori alanındaki en önemli eseri Servet-i Fünun’u kuracak genç şairlere yol göstermesi bakımından önemli olan “Ta’lim-i Edebiyat”tır.

· Servetifünun edebiyatının kuruluşunda etkili olmuştur.

· Aşırı yenilikçi ve romantik olan Ekrem [“Zemzeme”de (şırıltı, nağmeli söz) yeni şiiri destekler] ile Muallim Naci [“Demdeme ”de (hoşa gitmeyen sözler, hiddetli gürültü) eski şiiri destekler] arasında çıkan eski-yeni tartışması önemlidir. Bu tartışma, “kafiye göz için mi kulak için mi” tartışması “abes – muktebes” sözcükleri yüzünden çıkmıştır.

· Batılılaşmanın yanlış anlaşılmasını eleştirdiği ilk realist roman sayılan “Araba Sevdası” önemli bir eseridir.

Eserleri:

· Şiirleri:Name-i Seher, Zemzeme, Pejmürde, Nejat Ekrem, Yadigar-ı Şebab

· Romanları:Araba Sevdası

· Hikayeleri:Muhsin Bey, Şemsa

· Tiyatroları:Çok Bilen Çok Yanılır, Afife Anjenik, Vuslat,

· Eleştiri:Takdir-i Elhan

· Düşünce Yazıları:Talim-i Edebiyat (edebiyat hakkında bilgi verir.)

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN (1852-1937):

· Tanzimat edebiyatı II. dönem sanatçılarındandır.

· Tanzimat döneminin en verimli şairlerindendir. Bu nedenle “Şair-i Âzam (Dahi-i Azam)” unvanı verilmiştir.

· Şiirin ufkunu genişleterek günlük yaşam, aşk, vatan, millet sevgi-si, ölüm, sevinç, ümit ve feryatlardan güç alan epik ve felsefi şiirler yazmıştır.

· Şiirlerinde orijinal buluşlar ve hayaller vardır.

· Batı şiirinin birçok biçim ve türünü denemiş; bu nedenlerle de tepkiler aldığı olmuştur.

· Gazel, mesnevi gibi kurallı nazım şekillerini yıkarak kuralsız nazmı getirmiştir.

· Şiirde dize ve uyak düzeninde değişiklikler yapmıştır.

· “Validem” isimli şiir kitabında ilk kez uyaksız şiirler denemiştir.

· Lirik, epik ve felsefi şiirler yazdı.

· Eşi Fatma Hanım’ın ölmesi onun şiirine yepyeni ilhamlar getirmiş; Hamit bu olay üzerine (özellikle makber şiirinde) ölüm, Allah, kader, felsefi isyanlar ve fizikötesi konular işlemeye başlamıştır.

· Namık Kemal’e bağlı kalmış ancak onun aksine toplumsal konular yerine bireysel acıları, tabiatı ve kadını işlemiştir.

· Romantizmin etkisindedir.

· Tiyatro eserleri de önemlidir ancak bunlar sahnelenmeye uygun değildir. Tiyatro eserlerini oynanmak için değil okunmak için yazmıştır.

· Tiyatro eserlerinde insanüstü güçlere yer verir.

Eserleri:

· Şiirleri:Makber, Sahra (İlk pastoral şiir - 1879), Ölü (1886), Hacle (1886), Bir Sefilenin Hasbihali (1886), Bâlâ’dan Bir Ses (1911), Validem (1913), İlham-ı Vatan (1918), Tayflar Geçidi (1919), Ruhlar (1922), Garam (Çamlıca’da yaşanmış bir aşk hikayesi, 1923)

· Tiyatroları:İçli Kız (1874), Sabr ü Sebat (1875), Duhter-i Hindu (1875), Nazife yahut Feda-yı Hamiyet (1876), Tarık yahut Endülüs Fethi (1879), Eşber (1880), Zeynep (1908), Macera-yı Aşk (1910), İlhan (1913), Tarhan (1916), Finten (1918), İbn Musa (1919), Yadigar-ı Harb (1919), Hakan (1935)

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ (1860 – 1936):

· Tanzimat edebiyatı II. dönem sanatçılarındandır.

· Namık Kemal’in etkisinde yetişen Sami Paşazade Sezai, kesin bir yenilik taraftarıdır.

· Arada küçük şiir denemeleri de olmakla birlikte; adını nesirleri, siyasi ve edebi makaleleri, hikayeleri ve anı yazılarıyla duyurmuştur.

· Alphonse Daudet’den etkilenerek Batılı anlamda ilk edebi hikâyeleri yazmış, bunları “Küçük Şeyler” adı altında toplamıştır.

· Romantizm ile realizm arasında bir köprü kurmuş ve realizmin öncüsü olmuştur.

· “Sanat için sanat” görüşündedir.

· Servet-i Fünun yazarlarını üslup bakımından etkilemiştir.

Eserleri:

· Sergüzeşt(roman 1887)

· Küçük Şeyler(hikaye 1892)

· Şîr(Tiyatro 1878)

· Rûmûzü’l Edeb(1890 – Bazı küçük hikayelerinin, makale, gezi notları ve bazı anılarının yer aldığı bir eser. )

· İclâl(1923 – Henüz 14 yaşında iken ölen yeğeni İclal için yazdığı bir mersiye, bir makale, anı ve sohbetlerinin yer aldığı bir eser.)

MUALLİM NACİ(1850-1893):

· Tanzimat edebiyatı II. dönem sanatçısıdır.

· Asıl adı Ömer’dir. “Hulusi” mahlasıyla da yazılar yazmıştır.

· Recaizade Mahmut Ekrem  ile sanat hakkındaki tartışmaları onu yeni edebiyatın karşısında göstermiştir.

· Aruzu Türkçeye oldukça güzel uygulamıştır.

· Edebiyatımızda köyden bahseden ilk şiir (Köylü Kızların Şarkısı) onundur.

· Devrinde bir edebiyat adamı olarak oldukça takdir görmüş ve Servet-i Fünun yazarlarını önemli ölçüde etkilemiştir.

· Eserleri:

             Şiir: Terkib-i Bend-i Muallim Naci

             Eleştiri:Demdeme (1886)

             Anı:Ömer’in Çocukluğu, Medrese Hatıraları,

             Sözlük: Lügat-ı Naci

             Araştırma: Osmanlı Şairleri

             Mektup: Muhaberat ve Muhaverat (1884), Şöyle Böyle (1884), Mektuplarım (1886)

              Oyun: Heder (Ölümünden sonra)

NABİZADE NAZIM(1862-1893):

· Tanzimat’ın II. döneminin aynı zamanda da Servet-i Fünun edebiyatının ilk sanatçılarındandır.

· Ününü ilk köy romanı Karabibik (uzun öykü) ile yakalamıştır. Bu romanda kırsal kesim yaşamını gerçekçi bir şekilde anlatmıştır.

· Realizmin etkisindedir ancak şiirlerinde romantizmin etkisi görülür.

· Zehraadlı romanı natüralist bir romandır.

BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?

     1. Tanzimat Edebiyatı 1860-1896 yılları arasında gelişme göstermiştir.

     2. Tanzimat Edebiyatı I. Dönem sanatçıları Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Ali Bey ve Ali Suavi’dir.

     3. Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir.

     4. Hikâye ve romanda I. Dönemde romantizmin II. Dönemde ise realizm ve natüralizm akımlarının; şiirde ise klasisizm ve romantizm akımlarının etkisi görülür.

     5. Tanzimat Edebiyat II. Dönem sanatçıları Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Şamipaşazade Sezai, Nabizade Nazım ve Muallim Naci’dir.

     6. Tanzimat edebiyatında göze göre kafiye anlayışı egemendir.

     7. I. Dönemde şiirden sonra en önemli akım haline gelen tiyatro, II. Dönemde önemini yitirerek oynanmaktan ziyade okunmak için yazılmaya başlar.

     8. Tanzimat Döneminde tiyatro alanında eser veren sanatçılar: Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Ali Bey, Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Şemsettin Sami, Namık Kemal,

     9. A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez.

     10. Tanzimat Döneminde çeviri çalışmalarıyla ünlü olan sanatçılar şunlardır: Şinasi (Tercüme-i Manzume), Yusuf Kamil Paşa (Telemak),Teodor Kasap (Monte Cristo), Mahmut Nedim (Guliver Sepahatnamesi),

     11. Tanzimat Döneminde dil alanındaki çalışmalarıyla şu sanatçılar önemlidir: Şinasi (Durub-ı Emsal-i Osmaniye), Şemsettin Sami (Kamus-ı Türki, Kamus-ı Arabi, Kamus-ı Fransevi, Kamus-ul Alâm), Ahmet Vefik Paşa (Lehçe-i Osmani), Muallim Naci (Istılahat-ı Edebiyye, Lügat-ı Naci),

     12. Eleştirialanında şunlar önemlidir:Namık Kemal (Tahrib-i Harabat, Takip), Ziya Paşa (Şiir ve İnşa, Harabat), Muallim Naci (Demdeme), Recai-zade Mahmut Ekrem (Zemzeme, Takdir-i Elhan)

     13. Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır.

     14. Namık Kemal tiyatro, roman da yazmış ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleri olmuştur.

     15. Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir.

     16.  Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin Rahmi ve Halide Edep de sürdürmüştür.

     17. Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t Türk, Muhakemetü’l Lugateyn, Lehçe-i Osman ve Kamus-ı Türkî’dir.

     18. R. Mahmut Ekrem“Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır.

     19. Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun Edebiyatı’na hazırlık yapılır.

7711
0
0
Yorum Yaz